Nur Dünyası islami  eş bulma sitesi
Karabaglar gazetesi
 

Karabağlar ilçesi gazetesi Haber Gündem Kültür Sanat Eğitim bilgilendirme hizmetleri İletişim için erol.o@live.ru 00 90 5436740153
Tarih: 21/05/12 02/05  
Ana Sayfa Karabağlar gazetesi  sanal  dukkanları Karabağlar gazetesi  reklam fiyat  listesi Karabağlar gazetesi temsilcileri karabağlar gazetesi  iletişim sayfası

Untitled Document
English
karabagkar gazetesi ana  sayfa
Gündem karabaglar türkiye dünya
Politika karabaglar
Dünyadan haberler ve gelişmeler
Spor haberleri ve  spor gündemi 1.  lih fisgür
kultur sanat medya sinama tiyatro
Karabaglar yerel  haber  ve  gündem
aile  saglik
egitim ögretim
bayanlara  özel
rüya tabirleri  dini rüya tabirleri islamda rüya tabiri
yardim yardimlasmak yardim  etmek
Kütüphane
internet  bilgisayar web tasarımı
teknoloji bili icat buluş
Untitled Document
 
Kullanıcı adı
Parola
yeni üye
Rüya Tabirleri
 
 
 
Untitled Document
Rüya  tabirleri rüya  yorumları
a b c c d e f g gg h ii ii j k l m n o oo p r s ss t u uu v y z
IZMIR
TCMB Döviz Kuru
USD Alış1.8236
Satış1.8324
EURO Alış2.3158
Satış2.327
YTL
YTL
YTL
YTL
kültür
sanat
fikir göriş
dil
edebiyat
siir
sosyoloji
ictimai
zooloji hayvanlar  alemi
felsefe
Astronomi
tarih
Untitled Document

Rüyada

> Bağırmak çağırmak öfkelenmek <

Görmek

bağırıp çağırmak

Bağırmak rüyada Bağırıp çağırmak görmek yorumu

Rüyada bagirip çagirmak bir fitneyi veya bir mevsimi ya da insanlarin basina toplandiklari mühim bir hususu müsahede etmeye isaret eder.

Bakırıp çağırmak önemli bir konuya tanıklık yapmaya, kamuyu ilgilendiren bir duruma ya daalaya vakıf olmaya ya da bahar mevsimini idrak etmeye, Bir topluluğa doğru haykırmak devlet venimete ermeye, Feryad etmek sevinç ve feraha, korkulan şeyden güvenliiğe çıkmaya, Boş yere bağırıp çağıran adam yaygaracı ve gereksiz söz söyleyen kimseye, Hak ve doğru sözle bağıran adam, insanları irşad eden kimseye delalet eder. ( Ayrıca Bakınız; Çağrı.)

Bağırarak yardım istediğinizi görmek başınıza tehlikeli bir olay geleceğine işarettir.

Bağırarak yardım istediğinizi görmek başınıza tehlikeli bir olay geleceğine işarettir.

Rüyasında bağıran kimse iyi haber, mektup alır. Acıyla bağıran kimse endişesinden sıyrılıp, sevinir.

Bagirmak veya bagirdigini isitmek, hem kedere, hem de neseye ve sabra delalet eder. Eger bir kimse, meçhul bir yerden bagirdigini ve ona cevap verildigini görürse, eceli yaklasmis demektir. Buna mukabil, aglamakla karisik bir ses isitmek, ferah ve sürura delalet eder. Kirmanî ye göre: Sokakta yasli ve düzgün kiyafetli bir adamin akla yakin gelen sözleri bagirarak söyledigini görmek, o sene bereket ve iyiligine, ticarette hayirli islerde kazancina isarettir. Eger bagiran adam manasiz ve korkulu seyler söylemisse o zaman rüya sahibi birisi tarafindan aldatilacak veya zarar görecek demektir. Satilik bir mal için bagiran tellal görmek bir yalan haber duyulacagina delalet eder. Bir baska rivayete görede: Rüyada bagirmak, rüya sahibinin sevdigi ya da sevdiklerinden ayri düsmesine isaret eder.

Rüyada birine bağırdığınızı görmek, bir tehlikeye geçireceğinize işarettir.

----->> <<-----

Bağrmak çağırmak hakkında daha fazla bilgi edinin

Türkce eşanlamlar :

bağırmak     

(nsz) 1. İnsan yüksek ve gür ses çıkarmak: “Yaşasın hürriyet diye bağırsa ismi tarihe geçecekti.” -Ö. Seyfettin. 2. mec. Kendini belli etmek: Kitap buradayım diye bağırıyor, sen onu görmüyorsun. 3. (-e) Yüksek sesle azarlamak.

  Güncel Türkçe Sözlük 

İngilizce karşiliği : shouting

Bağırıp çağıran Öfke toplumu haline geldik, patlamaya hazır bomba gibiyiz. Toplumda meydana gelen olaylara bir bakın, sebeplerini inceleyin, nedenlerini irdeleyin, “Ceviz kabuğunu doldurmayacak” meselelerdir. 
İnsanın yaratılışında bulunan hisler, duygular, arzular, zaaflar iyi tanınıp kontrol edilirse faydalı hale gelir.Öfke böyledir. Öfke bizim bazı şeylere, düşmanlara karşı koymamızı sağlar. Eğer öfke duymasaydık, tamamen ezilip yok oluncaya kadar devamlı olarak çiğnenip geçilirdik. Ancak öfke sayesinde hayatta kalabiliriz. Vücudun muhafazası ve devamı için verilen üç temel duygudan biri şehvet, biri öfke diğeri ise akıldır. Şehvet vücuda yararlı olan şeyleri cezp eder; öfke, zararlı olan şeyleri defeder. Akıl ise, iyi ile kötüyü birbirinden ayırır.(1)
Öfke tefrit, ifrat ve vasıt olmak üzere üçe ayrılır. Her şeyden korkma şeklinde olan tefrit mertebesine, cebanet (korkaklık) denilip, din namus gibi yüksek değerlerin çiğnenmesine vesile olduğundan İslam’da korkaklık kötü olarak kabul edilerek, sahibi hamiyetsiz ve kişiliksiz olarak mütalaa edilmektedir. Meşru hakların savunulmasında kahramanlık kabul edilen şecaat, hiçbir şeyden korkmamak şeklinde ifrat mertebesine ise, tehevvür denilmektedir.(2)
İfrat mertebesi yani tehevvür (hiddet, aşırı öfke) insanda mevcut olan şuuru yok etmekte ve kontrolü kaybettirmektedir. 
Kim arabasının frenlerini söküp yola çıkar? Öfke hali böyledir işte. İnsanın, kendisini dengede ve güvende tutan bütün duygularını iptal etmesidir öfke. Artık neler olabileceğini kimse tahmin edemez. Onun için daima kendimizde olmalıyız, öfkemize hakim olmalıyız. 
Her şeyin anahtarı sabırdır. Civciv, yumurtalar kuluçkaya yatırılarak elde edilir, kırılarak değil. Öyleyse acele edip öfkelenmemelidir. 

Gazap, (öfke, kızgınlık) ruhsal bir durumdur. İnsanın heyecanlanmasına, sözlü ya da fiili taşkınlık yapmasına yol açar.
Öfkeli kimselerde şuurda bunalım olduğu gibi organizmada da şiddetli bunalımlar ve değişmeler görülür. Yüz kızarır, nefes sıklaşır, kaşlar çatılır, yumruklar ve dişler sıkılır, tükürük bezlerinin salgıları artar ki “Öfkeden ağzı köpürdü.” sözü buradan gelir. Öfke, deprem gibidir. Hem vücudu çökertir, hem de ruhu hasta eder. Depremin birkaç saniyede yaptığı tahribat aylarca onarılamadığı gibi, kısa bir süre öfkelenmenin vücudumuzda ve ruhumuzdaki olumsuz etkisi ve sarsıntısı da uzun süre devam eder. Öfke sinirlerimizi gerer, tansiyonumuzu yükseltir, bizi deliye döndürür. Beyin kanamasına, ölüme kadar götürür. Bazen öfkelenip bir sözle kırdığımız bir kalbi, bin sözle tamir edemeyiz.
Öfke, kötülüklerin anahtarı, krizlerin, büyük tehlikelerin davetçisidir.

ÖFKENİN SEBEPLERİ

Öfke sebepsiz yere oluşmaz. Bilakis insanı duyarlı, çabuk etkilenen biri haline getiren birtakım etkenlerden ve sebeplerden kaynaklanır. Bunları şöyle özetleyebiliriz:
1- Öfkenin sebebi, sağlıksal bir bozulma olabilir. Genel sağlığın bozulması veya sinir sisteminin zayıflaması gibi. Bu durum kişinin çabuk öfkelenmesine neden olur.
2- Öfkenin kaynağı psikolojik olabilir. Akli dengenin bozulması, aşırı bencillik veya küçüklük kompleksi ya da eksiklik duygusu gibi. Bu tür psikolojik sorunlar insanın çabuk paniklemesine, öfkesinin kabarmasına neden olur.
3- Öfkenin kaynağı ahlaki bir sorun da olabilir. Kötülüğü, çabuk heyecanlanmayı alışkanlık haline getirmek gibi. Bu durum öfkenin bir karakter haline gelmesine yol açar.
Sinirlilik bir çeşit ruh hastalığıdır.
“Onlar (takva sahipleri), bollukta ve darlıkta Allah için harcarlar. Öfkelerini yenerler, insanları bağışlarlar. Allah iyilikte bulunanları sever.” (3 Ali İmran, 134)
Anlatıldığına göre, Hz. Hasan (r.a.), misafirleriyle sofradayken, hizmetçisi gelip yanında durmuş. Derken, elindeki yemek tabağı devrilmiş ve içerisinde ne varsa Hz.Hasan’ın üstüne dökülmüş. Bunun üzerine hizmetçi: “...Öfkelerini yenerler ve bağışlarlar...” ayetini okumuş. Bunun üzerine Hz.Hasan, “Seni affettim.” demiş. Hizmetçi ayetin geri kalan: “... Allah, iyilikte bulunanları sever.” kısmını okumuş. Bunun üzerine Hz.Hasan: “Allah rızası için sen hürsün.” demiştir. (3)
Şanı Yüce Allah, kızgınlık esnasında bağışlayan kimseleri övgü ile zikredip: “Ve onlar kızdıkları zaman bağışlayanlardır.” (42 Şuara, 37) diye buyurmaktadır. Öfkelerini yenen kimseleri de “insanları bağışlarlar” buyruğu ile övmektedir. Ayrıca bu hususta iyilik yapanları sevdiğini de bildirmektedir.
Öfkeyi yenmek, insanları affetmek, kızgınlık esnasında kişinin kendisine hakim olması hakkında birtakım hadis-i şerifler varid olmuştur. Şüphesiz ki bu, en büyük ibadetlerden ve nefse karşı cihad türündendir. (4) Hz.Peygamber şöyle buyurmuştur:
“Pehlivanlar pehlivanı şiddetle öfkelendiğinde, yüzü kıpkırmızı kesildiğinde ve tüyleri diken diken olduğunda öfkesini yenendir.” (5)
“Bir kul Allah katında, Allah rızası için yuttuğu bir öfkeden daha faziletli bir şey yutmamıştır.” (6)
“Öfkelendiğinde öfkesine hakim olan halim kişi, dünyada da efendidir, ahirette de efendidir.” (7)
“Şunu da iyi bilin ki, kuşkusuz Ademoğulları farklı yaratılmışlardır. Bir kısmı geç kızar, öfkesi çabuk geçer, bir kısmı çabuk kızar, çabuk döner. İşte böyledir. İçlerinden bir bölümü de çabuk kızar, geç döner. Onların en iyisi geç kızıp öfkesi çabuk geçendir. En kötüsü de, çabuk kızıp geç dönendir. Öfke, Ademoğlunun kalbinde bir kordur. Öfkelenen kişinin gözünün dönmesi, şah damarının kabarmasını görmediniz mi? Kim kendisinde bunlardan birini sezerse, otursun, öfkesi geçer.” (8)
İbni Abbas (r.a.):
“Sen kötülüğü en güzel davranışla sav (geçiştir.)” (Fussilet, 34) ayetinin tefsirinde bu davranışı şöyle açıklamıştır:
“- Kızgınlık anında sabretmek, kötülüğü affetmek; (mü’minler) bunları yaptıklarında, Allah onları düşmanlarına karşı korur ve düşmanları onlara boyun eğer.” (9)
“Gereğini yapmaya gücü yettiği halde öfkesini yutan kimsenin kalbini Allah güven ve imanla doldurur.” (10)
“Öfkesini tutanın Allah kusurunu örter.” (11)
“Kendisine öfkeli davranıldığı halde hilim (yumuşaklık, olgunluk) gösteren için Allah’ın sevgisi vacip olur.” (12) Öfkeyi yenmek, onu yutmak, sebebini göğüslemek Allah’tan korkarak öfke anında sabretmektir.

Öfkelenmemek veya öfkeyi yenmek için neler yapılmalıdır?
1-Öncelikle öfkelenmemeye çalışmalıyız. Çünkü öfke, düşünmeyi önler, akl-ı selimi ortadan kaldırır ve insanı insanlıktan çıkarır. Öfkenin getirdiği zararlar düşünülmeli, baştan tedbirli olunmalıdır. Öfkeyi doğuran sebeplerden uzak durulmalıdır. Keskin sirke küpüne zarar verir.
Bir adam Rasülullah (s.a.v.)’e:
- “Bana öğüt ver!” dedi. Rasülullah (s.a.v.) da:
“Öfkelenme!” buyurdu. Adam, “Rasülullah (s.a.v.)’in sözünü düşündüm, bütün kötülüklerin başının öfkelenmek olduğunu anladım, dedi.” (13)
2- Euzu-besmele çekmeli: “Kişi öfkelendiğinde ‘Allah’a sığınırım.’ derse öfkesi gider.” (14)
“İki kişi Rasülullah (s.a.v.)’in yanında birbirlerine çıkıştılar. Birisinin öfkelenmeye, yüzü kızarmaya ve sinirleri kabarmaya başladı. Rasülullah (s.a.v.) ona baktı ve şöyle dedi:
“Ben bir söz biliyorum, onu söyleyenin öfkesi gider. O da: “Kovulmuş şeytandan Allah’a sığınırım.” sözüdür.” (15)
3- Susmalıdır. “Biriniz kızdığında sussun.” (16)
4- “Tebdili mekanda hayır vardır.” denilir. İşte Rasülullah’ın tavsiyesi:
“Sizden biriniz ayakta iken öfkelenirse otursun, öfkesi geçerse ne âlâ, öfkesi geçmezse yatsın.” (17)
5- Abdest almalıdır.
“Öfke şeytandandır. Şeytan da ateşten yaratılmıştır. Ateş ancak suyla söndürülür. Öyle ise biriniz öfkelendiği zaman abdest alsın.” (18)
6- Namaza durulmalıdır.
“Her türlü öfke ve ağız kavgasının ilacı, iki rekat namazdır.” (19)
Atalarımız: “Öfkede akıl olmaz.” demişler. Kimse deli durumuna düşmemelidir. Olgun olmalı, soğukkanlılığını kaybetmemelidir. Cahiller her esen rüzgarla çatışmaya kalkarlar. Hiddet yerine hilim seçilmelidir. Sakin olmalı, serin kanlılığı korumalıdır.
Öfkelenilmesi ve kızılması gerekenlere elbette kızılmalıdır. Zira Allah düşmanlarına kızmayanları Allah cehennem ateşiyle kızdıracaktır. Öfkemiz ve kinimiz birbirimize karşı değil, Allah düşmanlarına karşı olmalıdır.
Nefis mücadelesi, düşmanla yapılacak mücadeleden zordur. Öfkelenmek müslümanları birbirine düşürür, parçalar, kişiyi pek çok zararlara sokar. Kızacaksak, İslam düşmanları ve kendi kusurlarımız yeter!
Gerçek pehlivan, öfkesini yenen ve nefsine hakim olandır. İslam dini, nefse hakim olmayı, öfkeyi yenmeyi bir cihad olarak görmüştür. Öfke gibi nefsin galeyana gelip, engel tanımaz bir nitelik kazandığı öfkeyi yenip, nefse hakim olmak, kuvvetli bir insanı güreşte yenmekten daha zordur. İşte gerçek yiğit, gerçek pehlivan, öfkesini yenen ve nefsine hakim olandır. 







Kaynaklar:
1- ibni Cevzi, Telbisu iblis,23.Gazali, İhya,3/53
2- Gazali, age, 3/53. Said Nursi İşaratül İcaz, 23-24.
3- Bursevi, Ruhul-Beyan Tefsiri, 2/83-84.
4- Kurtubi, El-Camiu li Ahkamil-Kur’an, 4/379.
5- Ahmed, a.g.e., 5/367; Münavi, Feyzul-Kadir, 4/238 (5150).
6- İbni Mace, Zühd, 18; Ahmed, a.g.e., 1/327, 2/128.
7- Münavi, a.g.e., 3/417 (3831); Hindi, Kenzul-Ummal, H.No: 5810.
8- Münziri, Et-Terğib vet-Terhib, 3/448.
9- Münziri, a.g.e., 3/448-449.
10- Münavi, a.g.e., 6/217 (8997); Suyuti, Dürrül-Mensur, 2/73.
11- Heysemi, Mecmauz-Zevaid, 8/191; Münavi, a.g.e., 6/217; Münziri, a.g.e., 3/5.
12- Münavi, a.g.e., 6/361 (9615).
13- Münziri, a.g.e., 3/445.
14- Münavi, a.g.e., 1/408 (770).
15- Münziri, a.g.e., 3/450; Tirmizi, Daavat, 53; Ebu Davud, Edeb, 4 (4785).
16- Buhari, Cihad, 164; Meğazi, 60, Edeb, 80, Ahkam, 22; Müslim, Cihad, 71; Ebu Davud, Edeb,17; Ahmed, a.g.e., 1/229, 3/131,209, 4/399,412,417.
17- Ahmed, a.g.e., 5/152; Münziri, a.g.e., 3/450.
18- Ahmed, a.g.e., 4/226; Münziri, a.g.e., 3/451-452; Ebu Davud, Edeb, 4 (4782).
19- Münavi, a.g.e., 3/266 (3355).

H.Atalay

Bağırıp çağırmak öfkeden gelen bir davranıştır.

Öfkelenmek, şiddetli kızgınlık, sertlik. Kuvvet de demek olan bu kelime, gazap ile aynı anlamda kullanılır.
Hiddet (öfke) bizi faaliyete sürükleyen rûhî sebeplerden psikolojik motiflerden biridir. Psikolojide, "temayüllerimizi giderirken bize engel olmak isteyen kimseye elem vermek için içimizden gelen itilme" diye tarif edilmiştir.
Hiddet, rûhî bir olay olmakla beraber, bedende de birçok belirtileri görülür. Öfkelenen insanın yüz hatları değişir, gözleri kızarır. Kendini tutamayarak, utandırıcı ve söyleyeni küçük düşüren sözler söylemeğe başlar. Ses tonu ve konuşma tarzı bozulur. Neticede, başkalarının yanında gülünç bir durumu düşer. Bundan dolayı Peygamber efendimiz "Öfke şeytandandır" (Ahmed b. Hanbel, IV, 226) ve "Öfkeden sakınınız" (Ahmed b. Hanbel, V, 408) buyurmuştur.
Görülüyor ki, öfke insanı sabırlı, şuurlu ve olgun biri olmaktan çıkarır, onu sinirli, karşısındakine düşman kesilmiş, tahribat yapıcı, kıncı ve dökücü biri haline çevirmektedir. Bunun içindir ki, öfkeli olmak hem kişinin kendisi için, hem de cemiyet için istenilmeyen, reddedilen bir özelliktir. Böyle bir huya sahip olan kişi, hem kendisine hem de başkalarına olmadık büyük zararlar verebilir. Öfkeli kişilerden oluşan toplumlar da hem kendi aralarında, hem de öteki toplumlara karşı zararlı olabilirler.
Hiddet, kişinin nefis terbiyesiyle ve ahlâkî durumuyla yakından ilgili olduğuna göre, sağlam ve mükemmel bir imana ve bu imanın verdiği bir ahlâka ve güzel bir nefis terbiyesine sahip olan kişiler, öfkelerini yenmesini, onu dizginleyip idare etmesini, istedikleri gibi kullanmasını bilirler. Nitekim yüce Allah "Onlar bollukta ve darlıkta sarfederler, öfkelerini yenerler, insanların kusurlarını affederler. Allah, iyilik yapanları sever" (Alu İmran, 3/134) ayet-i kerimesinde mü'minlerin bu özelliklerini açıklar.
Hz. Peygamber (s.a.s.): "Asıl yiğit, güreşte kuvvetli olan değil, öfkelendiği zaman kendine hakim olabilendir" (Buhârî, Edeb, 76) buyurmaktadır.
Öfke hafindeki insan, şiddetli kasırgalar altında büyük fırtınalara tutulan bir gemiye benzer. Artık o, dengesini kaybetmiştir. Böyle öfke ve hiddet içinde olan kişi, kendisini başka bir işe yöneltmelidir. Böylece, yaptığı bu hareket değişikliği onu kötü düşüncelerden ve olumsuz ortamdan uzaklaştırır. Peygamberimiz "Biriniz hiddetlenip öfkelendiğinde abdest alsın" (Ahmed b. Hanbel, IV, 226) buyurmuştur.
Aslında en güzel olanı hiddete kapılmamaktır. Abdurrahman b. Avf şöyle rivayet ediyor: "Rasûl-i Ekrem'e bir kişi geldi ve: Yâ Rasûlallah, bana bir kaç kelime öğret ki, onlarla mes'ud olayım. Çok olmasın ki, unuturum, dedi. Sevgili Peygamberimiz de: "Hiddetlenme" diye buyurdular" (el-Buharî, el-Edeb, 76).
Ayrıca Hazret-i Ali hakkında şöyle bir hikâye anlatılır. O, cihad hareketlerinin birinde bir müşrikle teke tek dövüşürken, hasmını yere yatırıp göğsü üzerine oturur ve onu önce imana davet eder. Fakat bu davete müşrik, Hz. Ali'ye tükürmekle cevap verir. Bunun üzeni Hz. Ali hasmını bırakıp üzerinden kalkar. Bu duruma çok şaşan putperest: "Beni niye öldürmedin" diye sorar.Hz. Ali de cevaben "Eğer seni öldürseydim, öfke ve hiddete kapıldığım için öldürecektim, yoksa Allah'ın dinini kabul etmediğinden dolayı değil" Bu cevap üzerine putperest, Lâ ilâhe illâllah Muhammedu'r-Rasûlullah diyerek iman eder.
Hiddet müslümana yakışmayan bir tavırdır. Ancak Allah'a, Rasûlüne ve İslâm'â bir saldırı söz konusu olduğu takdirde müslümanın kızması ve hiddetlenmesi caiz hatta İslam'ı korumak maksadıyla gerekli bir tavırdır (Buhârî, Edeb, 75).
Hasan Fehmi KUMANLIOĞLU


 

Keyword: anahtar kelimeler: rüya tabirleri islami rüya tabirleri islamda rüya kuranda rüya rüya nasıl tabir olu ruyada abajur görmek rüyada lamba görmek abajur rüyası yorumlamak abanoz agacı abanoz agacı gormek abdest almak abdesthane
  Untitled Document yardım Yardım

 

Untitled Document
Sitemizde bulunana buğune kadar eklenmiş rüya tabirleri sitemiz suanda yapım aşamasında tabirleri eklemeye devam ediyoruz
Aba || Abajur || Abanoz || Abdest || Abdesthane || Abese || Abıhayat || Abi || Abide || Abla || Abluka ||Abraş || Acaibi || Acele || Acelecilik || Acem || Acemi || Acemice || Acenta || Acı || Acı bakla || Acıkmak || Acımak || Acur || Acuze || Acve || || Aç adam || Aç gözlü || Açacak || Açelya || Açgözlülük|| Açıcı || Açıkga alınmak || Açık || Açık arttırma || Açık yer || Açılış || Açlık || Açma|| Ad || Ad kavmi || Adak || Adalet || Adavet || Adem (AH) || Adet görmek || Adiyat suresi || Adliye || Ağlamak || Ağda || Ağaç || Ağız || Ahır|| Ağrı || Ahkaf suresi || Ahzap || Aile || Aişe R.a. || Akademi || Akar || Akasya || Akbaba || Akciger || Akraba || Akrep || Akvaryum || Aldatılmak aldatılmak Rüyada aldatılmak || Alışveriş || Altın Rüyada altın görmek || Alyans rüyada alyans görmek || Amca rüyada amca görmek || Ameliyat || Ana Rüyada ana görmek || Amel ameli salih|| Amel defteri  || Amir  || Ampul  || Anahtar  || Anne rüyada anne görmek || Anneanne rüyada anneanne || Apartman || Araba  || Aramak  || Arazi arsa  || Arı rüyada arı görmek || Ağaç || Ağız || Ahır || Ahiret || Ahtapot || Ahkaf || Ahzap || Aile || Aişe R.a. || Akademi || Akar || Akasya || Akbaba || Akciger || Akraba || Akrep || Akvaryum || Aldatılmak || Alışveriş || Altın || Alyans || Amca || Ameliyat || Ana || Amel || Amel defteri || Amir || Ampul || Anahtar || Anne || Anneanne || Apartman || Araba || Aramak || Arazi arsa || Arı || Arkadaş || Armut || Asansör || Asker || Aslan || Asma || Aşk || Asure || At || Ateş || Atlamak || Ay || Ayak || Ayakkabı || Avretyeri || Ayetelkürsü || Ayı || Ayrılmak || Ayva || Azrail A.S || Baba || Baklava || Bacak || Badem || Bağırmak || Bahçe || Bal || Balgam || Balık || Balkon || Banyo || Bardak || Başbakan || Başörtüsü
 
 
 
Anasayfa || Gündem || Politika || Dünya || Spor || Kültür Sanat || Rüya tabirleri || Aile sağlık || Karabağlar || Resim galerisi || Ansiklopedi || Alışveriş || Site ekle ||

 

       

 

Karabağlar gazetesi haber kültür ekonomi ve bilgilendirme. Sitemizde bulunan bilgiler bilgilendirme maksatlı olmaktadır. Sağlık bilgileri başta olmak üzere konunun uzmanına danışmadan uygulama yapılmamalıdır. Sitemizde bulunan bilgilerin kullanma ve uygulama sorumluluğu kullanıcıya aittir Karabağlar gazetesi sorumlu değildir..
 
Basin ve Yayin Basin ve Yayin