Nur Dünyası islami  eş bulma sitesi
Karabaglar gazetesi
 

Karabağlar ilçesi gazetesi Haber Gündem Kültür Sanat Eğitim bilgilendirme hizmetleri İletişim için erol.o@live.ru 00 90 5436740153
Tarih: 21/05/12 02/05  
Ana Sayfa Karabağlar gazetesi  sanal  dukkanları Karabağlar gazetesi  reklam fiyat  listesi Karabağlar gazetesi temsilcileri karabağlar gazetesi  iletişim sayfası

Untitled Document
English
karabagkar gazetesi ana  sayfa
Gündem karabaglar türkiye dünya
Politika karabaglar
Dünyadan haberler ve gelişmeler
Spor haberleri ve  spor gündemi 1.  lih fisgür
kultur sanat medya sinama tiyatro
Karabaglar yerel  haber  ve  gündem
aile  saglik
egitim ögretim
bayanlara  özel
rüya tabirleri  dini rüya tabirleri islamda rüya tabiri
yardim yardimlasmak yardim  etmek
Kütüphane
internet  bilgisayar web tasarımı
teknoloji bili icat buluş
Untitled Document
 
Kullanıcı adı
Parola
yeni üye
Rüya Tabirleri
 
 
 
Untitled Document
Rüya  tabirleri rüya  yorumları
a b c c d e f g gg h ii ii j k l m n o oo p r s ss t u uu v y z
IZMIR
TCMB Döviz Kuru
USD Alış1.8236
Satış1.8324
EURO Alış2.3158
Satış2.327
YTL
YTL
YTL
YTL
kültür
sanat
fikir göriş
dil
edebiyat
siir
sosyoloji
ictimai
zooloji hayvanlar  alemi
felsefe
Astronomi
tarih
Untitled Document

Rüyada

> Baba <

Görmek

asma

Baba rüyada Baba görmek yorumu

 

Babasını gören hasta ise iyileşir, sıkıntısı varsa rahatlığa kavuşur, ihtiyacı varsa birisi cömertçe giderir, yitiği varsa bulur, bir muradı varsa yerine gelir. Babanın iyi hali kişinin kendi durumuna, babasını bir işte takip etmek onun meslek ve meşrebiini devam ettirmeye, Babaya hürmet ve tazim Allah'a itaat etmeye, ona isyan Allah'ın emirlerine uymamaya, Babanın gülümsemesi ilahi hoşnutluğa delalet eder.

Rüyada babasını vefat etmiş görmek, kötü bir habere işarettir. Babası tarafından sevilmek, önünde hayırlı bir yol açılacağı, sıkıntılı günlerin sona ereceğine işarettir.

Rüyasında babası tarafından sevildiğini gören kimse önünde hayırlı bir yol açılacak demektir. Sorunların üstesinden gelineceğine işarettir. Rüyasında babasını gören kimse güç bulur ve olayların üstüne cesaretle gidebilir. Böylece sorunlardan sıyrılır. Rüyayı gören kişinin babası yaşıyorsa bu işbirliği mutlu edecektir. Babası ölmüşse, bir süre sonra bir müjde ve sevilen biri gelecektir.

Karşılaştığınız zorluklarda deneyimli birinden yardım alacağınızın, eğer babanız öldüyse işte zarara uğrama olasılığınız olduğunun işaretidir.

Rüyasında öz babasını gören kimse güç bulur ve cesaretle olayların üstüne gidebilir. Rüyayı gören kişinin babası sağ ise bir işbirliği ve sevinç verecektir. Fakat baba ölmüş ise kısa bir süre sonra müjde ve sevilen biri gelecektir.

Rüyada babasini gören kimse muradina erisir, insanin gördügü en hayirli rüya, anasi, babasi, dedesi ve akrabalarini görmesidir. Bir kimse rüyada babasini görse, eger rüyayi gören ihtiyaçli ise, ummadigi yerden rizki gelir ve birisi ona cömertlikte bulunur. Eger rüyayi görenin herhangi yitigi varsa onu bulur, hasta ise iyilesir. Rüyada babanizi görmek onun size karsi olan duygularinin sekline göre tabir edilir. Babanizi yüzü asik ve kederli bir halde görmek, size dargin olduguna; ölmüs olarak görmek, ona karsi davranisinizi yeniden gözden geçirmeniz gerektigine; babanizin evi terk edip gittigini görmek aci bir haberle karsilasacaginiza, babanizin sizinle sert bir sekilde konustugunu görmek ise, onun size karsi sevgisinin ve sefkatinin devam ettigine isarettir.Babasini kendisinin bir bina içerisinde oturttugunu ve kendisi de binanin çatisini yükselttigini görse, dünya ve din islerinde babasinin yolunu takip eder ve bu yolda yükselir.

Rüyasında babasını gören kimse güç bulur ve cesaretle olayların üstüne gidebilir. Böylece zorluklardan kurtulur. Rüyayı gören kişinin babası sağsa bir işbirliği sevinç verecektir. Babası ölmüşse, kısa bir süre sonra bir müjde ve sevilen biri gelecektir.

Rüyasında babasını gören kimse güç bulur ve cesaretle olayların üstüne gidebilir. Böylece zorluklardan kurtulur. Rüyayı gören kişinin babası sağsa bir işbirliği sevinç verecektir. Babası ölmüşse, kısa bir süre sonra bir müjde ve sevilen biri gelecektir.

----->> <<-----

Baba hakkında daha fazla bilgi edinin

Türkce eşanlamlar :

baba     

a. 1. Çocuğu olan erkek, peder. 2. Çocuğun dünyaya gelmesinde etken olan erkek: “Türk babanın ve Türk ananın çocuğu Türk'tür.” -Anayasa. 3. Kazılarda çıkarılan toprağın miktarını hesaplayabilmek için yer yer bırakılan toprak dikme. 4. Çatı merteği. 5. Bir ülkeye veya bir topluluğa yararlı olmuş kimse: Atatürk Türk milletinin babasıdır. 6. mec. Anlayışlı, iyi huylu erkek. 7. mec. Silah kaçakçılığı, kara para aklama ve uyuşturucu madde ticareti vb. kirli ve gizli işler yapan çetenin başı. 8. mec. Koruyucu, babalık duyguları ile dolu kimse. 9. mec. Ata: “Asya'daki babalarımızdan miras kalan millî şiirimizin manzum şekillerinde...” -Y. K. Beyatlı. 10. sf. argo Çok kaliteli, üstün nitelikli. 11. esk. Tarikatların bazısında tekke büyüğü: Bektaşi babası. 12. esk. Bu gibi kimselere verilen unvan: Gül Baba. Nur Baba. Baba İlyas. 13. den. Gemi veya iskelede halatın takıldığı yuvarlak başlı iri demir, ağaç veya beton dikme. 14. mim. Bir merdivende, tırabzanın sahanlıkla birleştiği yerde bulunan dikey öge.

  Güncel Türkçe Sözlük 

İngilizce karşiliği : Father


İslam'da Ana-Baba ve Evlad hakkı

   ANA-BABA HAKKI   

Ana-babaya iyilik ve ihsan evlât üzerine farzdır, onlara isyan etmek haramdır. Hadîs-i şeriflerde buyuruldu ki: 
(Cennet kokusu beşyüz yıllık mesafeden duyulur Ana-babasını Üzenler ve sılâ-l rahmi terk edenler.bunu duyamaz.) [Taberânî]
(Ömrünün uzun, rızkının bereketli olmasını istiyen, ana-babasına iyilik etsin, sıla-ı rahmde bulunsun!) [İ. Ahmed] 
[Sılâ-i rahm, ana-baba ve yakın akrabayı ziyaret etmek demektir.} 
(Hanımını anasından Üstün tutana ALLAH la'net etsin!) [M. Cinan] 
(ALLAH indinde en faziletli amel, vaktinde kılınan namazdır, sonra ana-babaya iyiliktir.) [Müslim] 
(Ana-babasından biri hayatta olup da, onun rızâsını almıyan, onu küstüren, Cehenneme girmeye müstehak olur.) 

Eshâb-ı kiramdan biri Ya Resûlallah, ana-baba, evlâtlarına zulmetseler de rızâlarını alamıyan yine Cehenneme gider mi?) diye sorunca, Peygamber aleyhisselâm, üç defa (Evet zulmetseler de...) buyurdu (Beyhekî) 
Şu hâlde ana-baba zâlim olup, evlâda zulmetseler de, günah işlemeyi emretseler de, yine onları üzmemeye, küstürmemeye çalışmalıdır! Günah olan emirleri yapılmaz ama, yine de onları üzücü söz söylemek caiz olmaz. Ana-baba kötü bile olsa, yine onlarla iyi geçinmelidir! Ziyaretlerini terk etmek büyük günahtır. Hiç olmazsa, selâm göndererek, tatlı mektup yazarak, telefon ederek, bu günahtan kurtulmalıdır! 


Çocuğun da ana-baba üzerinde hakları 
1- Evlâdın annesini iyi yerden almalıdır! Ya'nî çocuğun annesi olacak kız,sâliha ve iyi bir aileden olmalıdır! ileride, çocuk, annesiyle kötülenmemelidir! 
2- Çocuğa iyi isim koymalıdır! Hadîs-i şerifte buyuruldu kiÜç oğlu olup da, birine benim adımı vermlyen, cahillik etmiş olur.) [Taberânî] 
Ahmed, Mehmed, Mahmûd gibi Peygamber efendimizin isimlerini koymalıdır! Çünkü ALLAHü teâlâ, (Hatibimin-isminde olan müslümana azâb etmeye haya ederim.) buyurdu. 
3- Çocuğuna Kur'ân-ı kerîmi öğretmelidir! 
4- Çocukları helâl lokma ile beslemelidir! Böyle yapmazsa, haram gıdaların,yemeklerin te'sîri, çocuğun özüne işler çocukta uygunsuz işlerin meydana 
gelmesine sebep olur. Hadîs-i şerifte,(Yiyip içtikleriniz helâl, temiz olsun!Çocuklarınız, bunlardan hâsıl olmaktadır.) buyuruldu. 
5- Çocuğu yedi yaşından itibâren namaz kılmaya alıştırmalıdır! 
6- Çocuğuna ilim öğretmelidir!Dünya ve âhırette kurtuluş ilimledir 
7- Çocuklara iyilik etmelidir! Hadîs-i Şeriflerde buyuruldu kiEvlâdınıza ikram edin, ana-babanın sizde hakkı olduğu gibi, evlâdınızın da sizde hakkı vardır.) [Taberânî](Hediye verirken çocuklarınızın arasında eşitliğe riâyet edin!) [Taberânî] 
8- Çocuğu güzel terbiye etmelidir!Hadîs-i şeriflerde buyuruldu kiÇocuğu güzel terbiye etmek, evlâdın baba üzerindeki haklanndandır.) [Beyhekî] 
(Hepiniz, bir sürünün çobanı gibisiniz. Çoban sürüsünü koruduğu gibi, siz de evinizde ve emriniz altında olanları Cehennemden korumalısınız! Onlara müslümanlığı öğretmelisiniz! öğretmezseniz, mes'ûl olursunuz.) [Müslim] 

İslam Da Baba Evlat Diyalogları

İnsan dünyada yapa yalnız bir varlık değildir. O bir bütünün parçasıdır.Bu bakımdan Sorumlulukların kendisinden öteye taşması, hal ve hareketlerini, toplumun maddi ve manevi bünyesini sarsıcı değil, onu bütünleyici bir şekilde sürdürmesi gerekmektedir. 
Allah’ın son dini olan İslâmiyet vasıtasıyla kullarına emrettiği her buyruğun altında sayısız hikmetler ve hudutsuz faydalar vardır.Bugün psikologların da ispatladığı gibi, rahimdeki bebek anne ve babanın her türlü hareketlerinden etkilendiğinden, anne ve babaya bazı hareketlerden kaçınmalarını ve manevi değerlere yönelmelerini tavsiye etmeyi de unutmuyorlar. 
Kur’an-ı Kerim, bu alandaki büyük sorumluluğunu bilmeyen anne ve babaları yer yer ikaz etmiş ve onlara yol göstermiştir. Bu konuda bütün Müslümanlar sorumludurlar. İslam'dan uzaklaşmamız ve daha doğrusu uzaklaştırılmamız neticesinde bugün her şeyi batılı ülkelerden beklemekteyiz. Halbuki eğer İslam'dan biraz haberimiz olsaydı batının ne kadar zayıf olduğunu görürdük. 
Batı tasavvurunun cüret edemeyeceği, bütünleşme ve ahenk İslâm’dadır. İnsan oğluna verilen bu büyük imtiyazla, azametli sorumluluk yan yanadır. Düşünen ve inanan insan için, fiziki kıymetinin ötesinde manevi bir değer taşımaktadır. inanan kişi, daima bu şuurla yaşar. 
Bütün insanlık bilgisi, ilâhi kelamın büyüklüğünü ve mucizesini teyit etmektedir. Çünkü bu din, ilimle, kitapla ve kalemle başlayan büyük tek dindir. Medeniyetler tarihi şahittir ki, İnsanlığın manevi özü ve varlığı arasında ki dehşet verici çatışmayı çözebilecek, İslâm dışında hiçbir din, Kurân dışında hiçbir kitap yoktur. 
Şüphesiz ki her dinin ve içtimâi teşekkülün kendine has bir medeniyeti, dünya ve hayat görüşü vardır ki, milletler arası varlığını ancak o hususi vasfıyla muhafaza eder. Her aklı selime sağ duyusuna bağlı olarak büyük görevler düşmektedir.Gençlik çağı kazanç zamanıdır. Mert olan bu vaktin kıymetini bilir elden kaçırmaz. İhtiyarlık herkese nasip olmaz. Nasip olsa da, rahat elverişli vakit ele geçmez, kuvvetsizlik halsizlik halinde yararlı iş yapılmaz. Bu gün ananın babanın varlığı büyük bir nimet iken, Seni hangi sebep, hangi özür elini kolunu bağlıyor. Senin yaşıtların ordulara komutan, başları dik gözleri istikbalde. Gençliği yükselten iman ve maneviyattır. Her ikisini de kuvvetlendiren bilimdir.Taşıdığımız bu emanet ağırdır. Tarihi ve şerefli bir yüktür. Allah yolunda fedakarlık yapmadan, Hz Peygamberin s.a.v. takip ettiği usulü benimsemeden başarıya ulaşmak mümkün değildir. Allah Resulünün övdüğü, Türk milletinin sevdiği ve beğendiği iyiliklere ve güzelliklere makyevalist yoldan gitmemiz asla bize kazanç sağlamaz. Hileyle kazanılandan hayır çıkmaz. 
Kötü insanlar her yoldan gençleri aldatmaya uğraşırken, değişmeden akıntıya karşı durmak kolay değildir.Gençlik zamanıdır para bol, her arzuyu yerine getirmek kolay, helâl olan bu sayısız zevkleri lezzetleri bırakıp da yasaklanan bir kaç zevke sapmak, Allah’a karşı ne kadar çirkin bühtan olur.Biz kuluz başı boş bir deve sürüsü değiliz. İyi düşünelim Mahşer günü utanmaktan pişman olmaktan başka bir şey elimize geçmez. Allah bize Peygamber gönderdi, Kitap gönderdi, bize lütfetti, muhatap saydı,bizi karşısına aldı. Her hatanın bir telafi yolu vardır. Ama terbiyede ki yanlışın bedeli evladı kurban etmektir. Bu kurban Hz. İbrahim’in a.s. İsmail’i kurban etmesi gibi değildir. Genç nesiller, bizim yarınlarımız, bizim olan beyinler avucumuzdan,ocağımızdan kayıp gidiyor. Bizden bu kadar neden uzaklaşıyorlar? 
İslam eğitiminden yeteri kadar haberi olmayışından olacak ki, bugün sözde Müslüman aile ocaklarında İslam'la alakası olmayan çocukların yetiştiğine şahit oluyoruz. 
İşte bu kesimin çocuklarıyla ebeveynler arasında kalın duvarlar vardır. Baba, ana, ayrı ayrı kaplarda yemek yiyor, çocuklara ayrı sofra kuruluyor.... Birliktelikleri pek nadirdir. Baba namaza gider, oğlu yanında yoktur. Baba Cumaya gider, çocuğu sabahtan itibaren ortalıktan toz olmuştur. Baba düğüne gider, oğlu ise başka bir alemde başka bir toplumun içerisindedir. Baba gezmeye gider, oğlu bir mazeret uydurmuş ve çoktan kaytarmıştır. Yemekte bile beraberlikleri teşehhüd miktarıdır. Oğul ya baştan elini çabuk tutar baba gelinceye kadar yemeğini yer defolur, yada topal köpek gibi ayağını sürüye sürüye sofraya gelir ki baba çoktan sofradan kalkmıştır. Giyimlerinde moda farkı vardır.Bir birlerine benzer yanları yok gibidir. Evliliğe sıra geldi mi her biri ayrı telden çalmaktadır. Baba ile oğul arasında 20-30 gibi bir yaş farkı bulunmasına rağmen baba ile oğul ayrı asırların insanlarıdırlar. Baba ile oğlu, ana ile kızı ancak yakınlarından birinin ölümü bir araya getirebilir. Oda belki. Yakın olmaları lazım gelen bu insanlar, neden birbirlerinden bu kadar uzaktırlar? 
Gerçek sebep ise, Müslümanların bilgi seviyelerinin düşük olmasıdır. Eğer Müslümanlar arasında bir anket yapılacak olursa % 80’ ninin sübhaneke Müslüman’ı olduğu anlaşılacaktır. Bu insanların dinleri taklid, terbiye metotları baba mirasıdır. Kur’ana dayalı olmayan taklid, o ne görmüşse yalan yanlış ne duymuşsa hiçbir kritere tabi tutmadan inanmıştır. Bu görgüye dayalı bir takliddir. Zamanla dinin derinliklerine kök salmış bir daha sökülüp atılması imkansız hale gelmiştir ki, gücün varsa gelde çıkar. Öyle bir sarılır ki yanlışlara, onu oradan dozerle bile döndüremezsiniz. 
Taklidde ne akıl vardır nede mantık vardır, ne de ilim vardır. Onda şiddet vardır, onda hased vardır, onda küsme vardır, onda selamlaşmama vardır. Onda başkalarını küfürle itham vardır. Menfilik adına ne ararsan onların hepsi vardır. 
Terbiye anlayışı, yumruğunun her derde deva olduğunu zannetmektedir. Tek sermayesi yumruğudur. Asıp kesmenin tek çıkar yol olduğunu inanmaktadır. Gözlerinin kırmızısını çevirmenin bütün buzları eriteceği kanaatindedir. İnancına göre sopayı Allah Cennetten çıkarmıştır ki, insanlar onunla terbiye edilsinler. Onun düşüncesine bakarsan, Sopa kapının arakasında öyle bir yere konmalıdır ki, karı ve çocuk her giriş ve çıkışında görsünler. Görsünler de başlarına geleceğe mukayyet olsunlar. Yani mümkün olsa da köyümüzün şehrimizin mezarlığına giderek ölülere bir seslensek: 
‘’ Babalarından ve kocalarından dayak yememiş olanlar ayağa kalksın’’ acaba kaç kişi ayağa kalkar ne dersiniz? Bir Şöyle nida etsek: 
‘’ Ey babalarından ve kocalarından dayak yiyenler lütfen ayağa kalkın’’ Acaba kaç kişi ayağa kalkmaz dersiniz? 
İşte biz bu sistemle büyümüşüzdür. Bildiğimiz tek metod budur. Türklerin bulunduğu Avrupa ülkelerinde ki durum yürekler acısıdır, hangisini sizlere anlatayım, ayda bir defada olsa camide yapılan düğünlere rastlamak mümkündür. Bir kısım Müslümanlar ‘’İslâmi’dir’’ diyerek düğünlerini camilerde yaparlar. Fakat yapılan düğün cenaze merasiminden pek farklı değildir. Nikahtan önce vaaz yapılır, ilâhiler okunur merasim bitmek üzeredir hâla damat namzedi ortalıkta yoktur. O parklarda arkadaşlarıyla düğünün tadını çıkarmaktadır. Ya Camidekiler? 
Hoca, 50’lik 60’lık cemaate evliliğin faziletini anlatıyor anlatılan cemaat evdeki karısının adını unutmuş, hayız ve nifastan kesilmiş cemaat. İçeride şâyet bir çocuk yada iki tane çocuk görürseniz iyi bakın, çocuğun bel kayışı babanın şalvarının uçkuruna bağlıdır. Şimdi bu kesim başlarını avuçlarının arasına alıp düşünmelidirler. 
Bütün varlıkların özü olan insan, eğlence ve oyun için yaratılmadı. Bir evlat babasına moruk, anasına koca karı, nasıl söyleye bilir? Bunun sebeplerini Müslümanlar bulmadıkça daha kafalarını çok duvarlara çarparlar. Müslümanlar bu yanlışı bulmalıdırlar, kafa yapılarını değiştirmelidirler. Çocuklarını azarlamadan önce kafa yapılarını ve babadan kalma yanlış mirası terk etmelidirler. Bunu Yapmadıkları müddetçe çocuklarını bulacakları yer, uyuşturucunun kucağıdır. 
Anne babaların dini bilgileri yetersiz olabilir ama, temiz ahlakı v e görgü kurallarını da öğretemezler mi? Memleketlerini, tarihlerini anlatamazlar mı? Şayet bunların hiç birisi ailede yoksa evlerine bir gazete, bir iki dergi de mi? Temin edemezler? ‘’ Dini eğitim olmasa da olur, Müslümanız ya! ’’ Diyorsak en kolayı var oda maddi külfet çekmeden çocuklarımızı Hıristiyan misyonerlerin önüne yem diye atalım, veya diskolara, dansinglere gönderelim, sokağa fırlatalım, eroin, kokain sattıralım da daha çok para kazanırız değil mi? 
Resulullah s.a.v. evrensel mesajında ‘’Ehlinizi Cehennem ateşinden koruyun ‘’buyuruyor. 
Avrupa görmüş bir çok Müslüman aileler var. Onların çocuklarından, heder olmuş birinin kıssasını anlatayım. 
Sözünü etmeye çalışacağım şahsın çocuklarından en büyüğü 17 yaşında olmak üzere üç oğlu vardır. Bu zat eski sitil terbiye eski sitil baskı ‘’ Kalksana lan, namazını kılsana soytarı. Kur’an-ı Kerimi okusan geberirmisin haydut. Nerelerde süründün bu gün yine? Bir meyhaneye falan gittiğini duyarsam parçalarım alimallah. Bir yaramazlığın kulağıma gelirse yiyeceğin sopayı sen hesapla. Adam olacağın yok it oğlu it. Eşek adam olurda sen adam olmazsın. ‘’ Vesaire… 
Zaman çabuk geçiyor, bir ara bu şahsın oğlunun hastaneye düştüğünü duydum, sebebi malum uyuşturucu kullanıyormuş. Ağlayan bu babaya teselli üstüne teselli verseler de nafile. Yanık yürekli baba diyor ki: Evladımın tedavi ile iyileşeceğini bilsem, Sabahlara kadar namaz kılacağım amma, ben benim sıpamı bilirim, bu iplik boya tutmaz. 
Hastaneden çıkıp gelen oğlunu, 17’ lik delikanlıyı evden kovuyor. Şöyle diyor: ‘’Şayet evden kovmamış olsaydım diğer kardeşlerini de ibne yapacaktı’’. 
Ayırtla pirinççin taşını şimdi. İşte kabahatimiz cehlimizdendir, bilgisizliğimizdendir. Kimimiz asrın manasını bilemiyoruz, kimimiz dünyanın manasından haberdar değiliz, kimimizde dininden haberdar değildir. 
Dinimizde bize sunulan öğütlerde, babanın evladına hitap şekli nasıl olmalıdır? Hangi ifadelerle babalar evlatlarına hitap etmelidirler? 
Peygamberler Allah tarafından seçilen, yaşantıları vahyin kontrolünde olan ve insanlık âlemine miras bırakabilecekleri güzellikte bir hayat yaşayan elçilerdir, aynı zamanda bir ev reisi babadır. Baba olarak evladına nasihatleri, öğütleri, uyarıları vardır. Bunlar, bazen ikili konuşmalar, bazen de sadece babanın diliyle tüm insanlığa verilen öğütler biçiminde yansıtılır bizlere. 

Tufanda kendi öz evladını kurtarma çabasında olan, Hz. Nuh’un çağrısıdır: 
* Gemi dağlar gibi dalgalar içinde onları götürürken, Nuh bir kenarda kalmış oğluna, “Ey oğulcuğum! … Gel bizimle sen de gemiye bin. İnkârcılarla beraber olma.” diye seslendi. Hûd,sur: 42 
Oğlu İsmail, kendisinin yanısıra yürüyebilecek bir yaşa ulaşınca babası (Hz. İbrahim) şöyle dedi: 
* Oğulcuğum! Rüyamda seni boğazladığımı görüyorum. Bir düşün, ne dersin bu işe… Saffat,sur: 102 
Yakub oğlu Yusuf’a şöyle dedi: 
* Oğulcuğum! Rüyanı kardeşlerine sakın anlatma. Yoksa sana tuzak kurarlar. Yusuf, sur:5 
Lokman oğluna öğüt vererek, 
* Ey oğulcuğum! Allah’a eş koşma. Doğrusu şirk büyük bir zulümdür.” demişti. Ey oğulcuğum! İşlediğin bir hardal tanesi de olsa ve bir kayanın içinde veya göklerde ya da yerin derinliklerinde bulunsa, Allah onu getirip ortaya kor. Doğrusu Allah Latif’tir, her şeyden haberdardır. Ey oğulcuğum! Namazını kıl, iyiliği emredip kötülükten sakındır. Başına gelenlere sabret. Doğrusu bunlar, azmedilmeye değer işlerdir. Lokman, sur: 13-17 
Ayetlerde, baba-evlat arasındaki hitap tarzının hepsinde bir şey dikkat çekicidir. Bu ayetlerde daima “Yâ Büneyye! ” kelimesi kullanılmıştır. Bunun dilimizdeki karşılığı ise, “Ey oğulcuğum/Yavrucuğum” demektir. Ayetlerde yer alan bu ortak ifadede, baba-evlat ilişkilerinde olması gereken sevgi ve şefkat ortamına dikkat çekildiğini söyleyebiliriz. 
Evlatlar güle, büyükler bahçıvana benzer. Gül, bahçıvanın elinde canlanır, hayat bulur. 
Peygamberimiz s.a.v. 
* 'Hiçbir baba evladına güzel edepten daha üstün bir bağışta bulunamaz' buyurarak çocuğumuzun dört başı mamur yetiştirildiği takdirde, anlam bulabileceğini ifade etmiştir. 

Diğer bir hadis-i şeriflerinde Peygamberimiz s.a.v. 
* 'çocuklarınıza ve aile halkınıza hayır öğretin ve onları edepli yetiştirin'. Buyurarak bilhassa aile reisi babayı ev halkının eğitiminden mesul tutmuştur. 
Diğer bir hadislerinde: 
* ‘’Evlat kokusu, cennet kokusudur. Ey insanlar! Allah’a tövbe ve istiğfar ediniz, ben günde yüz kere tövbe ediyorum. ‘’ 

* Resûlullah s.a.v. çocukları sevmeye teşvik ettiği gibi, çocukları sevmemeyi kalp katılığının, merhametsizliğin bir alâmeti, Allah'ın rahmetinden mahrum kalmanın bir sebebi olarak ifâde etmiştir. 
Çocuk terbiyesinde onların sevilmesi mühim bir yer tutar.Yuvanın mutluluğuna katkıda bulunmayı kendi istek ve tutkularının üstünde tutan fedakar baba ve ana tipinin buluştuğu yerdir. Ancak sevgi, hoşgörü ve samimiyetin bulunmadığı bir yuvada, maddi ihtiyaçlar karşılansa bile huzura kavuşulamazlar. 
Bazı ebeveynler, daha küçükken uykusunu alamaz diye çocuğunu namaza uyandırmayan, soğukta üşür diye abdest aldırmayan, acıkır diye oruç tutturmayan, gününü gün etsin diye gayri İslam’i eğlenceler gönderen, serbest yetişsin diye ahlak mefhumu nedir tanımayan ebeveyn, çok sevdikleri çocuklarına kıymaktadırlar. 
Hatta hassas davranmayan ana baba da günaha girer.... -Çocuklara helâl süt emzirecek, koruyacak ve iyi terbiye edecektir. Ana imajını verecektir. 
* Hz. Peygamber s.a.v. 'Müminler arasında imanı en kusursuz olan, ahlakı en güzel olandır. Ahlak bakımından en iyiniz de, ailesine karşı en iyi olandır” buyurmaktadır. Tirmizi Ebi Davud. 

Ailede eğitimin önemini şu hadis pek güzel anlatır: 
* 'Kişi ehlinin cehaletinden daha büyük günahla Allah'a kavuşmaz'. 
Kız çocuklarının eğitimine ve yetiştirilmesine İslam büyük bir önem vermiştir. 
* Resul-i Ekrem şöyle buyurur: 'Üç kızı olup, ihtiyaçtan kurtarıncaya kadar onlara iyi bakan, yedirip giydiren kimse elbette cenneti kazanır'. 

İşte gün günde beter olmakta, gurbette insanımızın iffeti hayası, ırz namus telakkileri hoyratça sömürülmektedir.Çocuklarımız uyuşturucu ve bir avuç seks simsarının karşısında yapa yalnız kalmışlardır. Genç neslin mükemmel bağları göz göre göre ölüm makineleriyle kırılmaktadır. Yabancıların uğursuzların iştahına yavrularımızı terk etmeyelim. Ama sürüden bir koyun olursan güdülmeye mahkum ve müsait isen tehlikesizsin, zararsızsın sana bir şey olmaz. Bir şey yapmazlar. Hiç olmazsa kalplerimizle kötülüklere buğz edelim. İmanın en zayıf noktası olan bu seviden daha aşağıda başka bir mertebe yok artık müminler için. Doğru olanı da kimseden saklamayalım. Ancak her gecen günün kötüye gittiğini söylemek bir borç olmaktadır. Huzuru mahşerde bildiklerini söylemeyenlerin ağzına, ateşten gem vurulacak denmiştir. 
* İşte o gün ağızlarını mühürleriz, Bizimle elleri konuşur, ayakları da yaptıklarına şahidlik eder.Yasin sur ayet:65 
Resulü Zişan efendimiz s.a.v. şöyle buyurmaktadır: 
* ‘’ …Siz o kitabın akıllara hayret verici hükümlerine itaat ediniz. Saydığı örneklerden ibret alınız. Çoluk ve Çocuğunuza ilim öğretiniz. Topluluktan doğruluktan ayrılmayınız….’’ 
Peygamberimizden, Sahabesinden, Tabiinden, büyük liderlerimizden, düşünürlerimizden daha iyi Müslüman olmak iddiasında bulunursak yanılırız. Hz. Peygambere s.a.v. yönelelim, Onu rehber bilelim, O bizim iki cihan güneşimizdir. Peygamberimizin s.a.v. metodu, misyonu mesajı evrenseldir. Kim Ona sarılırsa bu onu kurtuluşa götürecektir. Bu duygular içerisinde kırılmadan darılmadan vicdan muhasebemizi yapalım.Nefislerimizi hesaba çekelim. Evlatlarınıza daha sevecen müşfik davranalım.Ülkemizi düşünelim.Bu dilek ve duâ ile kurtuluşa mutluluğa yönelelim.


Kaynaklar……….. 
Kuran-ı Kerim 
Muteber Hadis Kaynakları.. İslam da Aile hayatı. Veda hutbesi.. 

EVLAD HAKKI 


(Bir mü'min vefât edince bütün amelleri kesilir. Yalnız üç amelinin sevâbı amel defterine yazılmaya devam eder. Bu üç amel, sadaka-i câriye, faydalı kitapları ve kendisine hayırlı duâ eden sâlih çocuklarıdır.) 

Evlâdın, ana-baba üzerinde hakları vardır. Bazıları şöyledir: 

1- İleride, çocuk annesiyle kötülenmemesi için, evlâdına anne olacak kızı, iyi yerden seçmelidir. Sâliha olmasına dikkat etmelidir! Hadîs-i şerîflerde buyuruldu ki: 

(Kadın, malı, güzelliği, asâleti ve dindarlığı için nikâh edilir. Sen dindar olanı seç ki, maddî ve ma'nevî ni'mete kavuşasın!) [Buhârî] 

(Kadını güzelliği için alma, güzelliği onu helâke sürükleyebilir. Sırf malı için de alma, malı onu zarara sokabilir. Dindar olanla evlen!) [İbni Mâce] 

2- Çocuğa iyi isim koymalıdır! Hadîs-i şerîflerde buyuruldu ki: 

(Siz kıyâmette, kendinizin ve babanızın ismiyle çağrılırsınız. Bu bakımdan çocuklara güzel isim koyunuz!) [Ebû Dâvud] 

(Çocuğu güzel terbiye etmek ve ona güzel bir isim koymak, evlâdın babası üzerindeki haklarındandır.) [Beyhekî] 

(ALLAHü teâlânın indinde isimlerin en sevgili olanı Abdullah ve Abdurrahman'dır.) [Müslim] 

(Üç oğlu olup da, birine benim ismimi vermiyen, câhillik etmiş olur.) [Taberânî] 

(MUHAMMED ismi verdiğiniz çocuğa karşı hürmetli olun, toplantılarda ona yer verin ve hiç bir şekilde onu azarlamayın!) [Hatîb] 

(MUHAMMED isimli kimseyi hakir görmeyin, onu mahrûm etmeyin! MUHAMMED isimli kimsenin bulunduğu bir evde veya bir yerde bereket vardır.) [Deylemî] 

(ALLAHü teâlâ buyurur ki: İsmi, Ahmed, MUHAMMED, Mahmûd gibi habîbimin isminden olan mü'mine azâb etmekten hayâ ederim.) [R.Nâsihîn] 

[Ecdâdımız, MUHAMMED ismine hürmetsizlik olmasın diye Mehmed ismi koymuşlardır.] 

Çocuğa Reşid, Emin gibi övücü isimler koymak câiz ise de koymamak iyi olur. Çünkü böyle isimleri söyliyerek, o isim sâhibine hakaret etmek, isme de hakaret olur. Meselâ Tembel Emin yerine, bu çocuk tembeldir demelidir. (Şir'a) 

Kıyamet günü günahları, sevâblarından daha çok olan bir kimse, Cehenneme götürülür. ALLAHü teâlâ, Cebrâil aleyhisselâma buyurur: 

-Yâ Cebrâil, bu kimseye sor ki, hayatında hiçbir âlimin sohbetinde bulundu mu? 

Cebrâil aleyhisselâm, o kimseye sorar. O da, (Ne yazık ki, hiç bir âlimle bir arada bulunmadım) der. ALLAHü teâlâ, tekrar buyurur. 

- Yâ Cebrâil, bu kula sor ki, hiçbir âlimi ilminden dolayı sevdi mi? 

Cebrâil aleyhisselâm, ona sorar. O da, (Hayır sevdiğim bir âlim yoktu) der. 

ALLAHü teâlâ buyurur ki: 

- Yâ Cebrâil, bu kimse, tesâdüfen de olsa bir âlimle yemek yemiş midir? 

Cebrâil aleyhisselâm sorar. O kimse de (Hayır hiç bir âlimle bir sofrada bulunmadım) der. ALLAHü teâlâ buyurur ki: 

- Yâ Cebrâil, bu kulun ismi, bir âlimin ismine benziyor mu? 

Cebrâil aleyhisselâm sorar. O kimse de (Hayır ismim hiçbir âlimin ismine benzemiyor) der. ALLAHü etâlâ buyurur ki: 

- Bu kulumu Cennete götürün. Çünkü o, âlimi seven bir kimseyi severdi. (El-Envâr) 

Gürüldüğü gibi, ismi bir âlimin ismine benzemek, hattâ âlimi seven kimseyi sevmek bile insanın kurtuluşuna sebep olmaktadır. Tabiî her şeyden önce mü'min olmak şartı vardır. Mü'min olmadıktan sonra güzel ismin ve hiç bir ibâdetin kıymeti olmaz. 

Eğer bir kimsenin ismi kötü ise, bunu değiştirmelidir! Hadîs-i şerîfte (Kötü ismi olan bunu güzel isme çevirsin) buyuruldu. (Berîka) 

Avrupa'da ba'zı gençler kendilerine kâfir ismi takıyorlarmış İmâm-ı Rabbânî hazretleri buyuruyor ki: (Bir müslümanın, bir kâfir ismini almaktan, korkunç arslanlardan kaçmaktan daha çok kaçması lâzımdır. Bu isimlerin sâhibleri, ALLAHü teâlânın düşmanlarıdır. Hadîs-i şerîfte (Kötü zan altında kalınacak yerlerden kaçınız) buyuruldu. Dinsizlik alâmeti olan ve bu zannı uyandıran isimleri koymaktan, [sözleri söylemekten ve alâmetleri kullanmaktan ve işleri yapmaktan] kaçınmak her müslümanın vazîfesidir.) [Müj. Mektûblar] 

Çocuk doğar doğmaz, hemen isim konabilir, bir hafta kadar geciktirmekte de mahzûr yoktur. Mühim olan çocuğa güzel isim koymalıdır! Bir ismin güzel olması için mutlaka Kur'ân-ı kerîmde bulunması lâzım değildir. Yüz binden fazla Eshâb-ı kirâmdan Hz. Zeyd hâriç, hiç birinin ismi Kur'ân-ı kerîmde yoktur. Güzel isimler çoktur. Değişik isim olsun diye, Kur'ân- kerîmde geçen her kelimeyi, sırf Kur'ân-ı kerîmde geçtiği için çocuğa isim olarak koymak, çok yanlış olur. Çünkü Kur'ân-ı kerîmde güzel isimlerin yanında çirkin isimler de vardır. En başta şeytân var, iblis var, Hannâs vardır. Kâfirlerden Kârûn, Hâmân vardır. Peygamber efendimizin düşmanı Ebû Leheb'in ismi vardır. Kurân-ı kerîmde geçiyor diye yıldırım, şimşek, gelmek, gitmek gibi kelimelerin arabîsini isim olarak koyanlar oluyor. Bu kelimelerden en meşhûrlarından biri Esrâ'dır. Esrâ, gece yürümek ma'nâsına gelir. Ünzile, indirildi, indirilmiş demektir. Böyle isimleri koymak câiz ve güzel ise de, enbiyânın, ulemânın, evliyânın ismini tercîh etmek elbette iyi olur. 

Peygamber efendimiz de, Hz. Hasan doğduğu zaman kulağına ezân okumuştur. (Tirmizî) 

Bir hadîs-i şerîfte de buyuruldu ki: 

(Yeni doğan çocucunun sağ kulağına ezân, sol kulağına da ikâmet okunursa, "ümmü sıbyân" denilen hastalıktan korunmuş olur.) [Beyhekî] 

[Ezân okuyacak kimse, çocuğu yastık gibi yumuşak bir şey üstüne koyarak kucağına alyr, yavaşça sağ kulağına ezân, sol kulağına da ikâmet okur. Sonra kulağına ismini söyler. Çocuğu birisi kucağına alıp, ezânı bir başkası da okuyabilir.] Hadîs-i şerîflerde de buyuruldu ki: 

(Çocuğa güzel isim vermek, dinini öğretmek ve vakti gelince evlendirmek, evlâdın babası üzerindeki haklarındandır.) [Ebû Nuaym] 

Fakir baba çocuğunu evlendirmeye mecbur değildir. 

3- Çocuğu güzel terbiye etmelidir! Hadîs-i şerîfte buyuruldu ki: 

(Çocuğu güzel terbiye, evlâdın babasındaki haklarındandır.) [Beyhekî] 

4- Çocuğa karşı şefkatli davranmalıdır! Peygamber aleyhisselâm, torunu Hz.Hasan'ı öperken birisi görüp, (Yâ Resûlallah, benim on çocuğum var, hiç birini öpmem) dedi. Resûlullah efendimiz, (Merhamet etmiyen merhamet bulamaz) buyurdu. (Buhârî) 

5- Çocuklara bedduâ etmemelidir. Abdullah bin Mübârek hazretleri, çocuğunu şikâyet eden birisine, (Çocuğuna hiç bedduâ ettin mi?) diye sordu. O kimse, evet diye cevap verince, (Çocuğun ahlâkını sen bozmuşsun) buyurdu. 

6- Çocuklara iyilik etmelidir! Hadîs-i şerîfte buyuruldu ki: 

(Evlâdınıza ikrâm edin, ana-babanın sizde hakkı olduğu gibi, evlâdınızın da sizde hakkı vardır.) [Taberânî] 

a) Bir kimse, malının hepsini çocuğunun birine verip diğerlerine vermese, câiz olur. Bu mal, çocuğun mülkü olur. Diğer çocukların, bundan birşey istemeye hakları olmaz. Fakat babası, sâlih çocukları arasında ayırım yaptığı için günâha girer. (Hindiyye) 

b) Sâlih ve ilim tahsîlinde olan çocuklarına, diğerlerinden daha çok mal vermek câizdir. Salâhları eşit ise, eşit vermelidir! Çocukları fâsık olanın, mîrâs bırakmayıp, sâlihlere, hayrata vermesi efdâldir. Çünkü, günâha yardım etmemiş olur. (Fetâvâyı Bezzâziyye) 

c) Fâsık çocuğa nafakadan fazla yardım yapmamalıdır! 

7- Çocukları helâl lokma ile beslemelidir! Böyle yapılmazsa, haram gıdâların, yemeklerin te'sîri, çocuğun özüne işler çocukta uygunsuz işlerin meydana gelmesine sebep olur. Hadîs-i şerîfte, (Yiyip içtikleriniz helâl, temiz olsun! Çocuklarınız, bunlardan hâsıl olmaktadır) buyuruldu. (R.Nâsıhîn) 

8- Çocuğa Kur'ân-ı kerîm öğretmeli, yedi yaşından i'tibâren de namaz kılmaya alıştırmalıdır! Çocuğa ilim öğretmelidir. Çünkü dünya ve âhirette kurtuluş ilimledir. 

9- Çocuk âkıl bâlig olup evlendikten sonra hadîs-i şerîfte bildirildiği gibi böyle demelidir: 

(Evlâdım, seni terbiye ettim. Okuttup evlendirdim. Dünyada bir felâkete, âhirette azâba uğramaktan ALLAHü teâlâya sığınırım. Aklını başına topla, buna göre çalış!) [İ. Hibban] 

Babanın, çocuklarına ilim, edeb ve san'at öğretmesi farzdır. Önce, Kur'ân-ı kerîm okumasını öğretmelidir. Sonra îmânın ve islâmın şartlarını öğretmelidir. Yedi yaşından i'tibâren namaz kılmaya alıştırmalıdır! Dünya ve âhirette kurtuluş ilimledir. Çocuğu, din bilgilerini öğrendikten sonra, okula göndermeli, lise ve üniversite tahsîli yaptırmalıdır. Dinini öğrenmeden mektebe gönderilirse, artık bunlary öğrenecek vakit bulamaz. Din düşmanlarının tuzaklarına düşüp, onların yalanlarına aldanır. Dinsiz ve islâm ahlâkından mahrûm olarak yetişir. Dünya ve âhirette felâketlere sürüklenir. Millete zararlı olur. Kendine ve başkasına yapacağı kötülüklerin günâhları, ana-babasına da yazılır. Çocuğunu, din bilgilerini öğretmeden önce, kâfir ve hıristiyanların mekteplerine göndermenin büyük zararları, (İrşâd-ül-hiyâra) kitabında yazılıdır. 

10- Ahnef bin Kays hazretleri buyurdu ki: 

(Evlâd için zorluklara katlanmalıyız. Onların ayakları altında yumuşak yer, bağları üstünde gölge olmalıyız! Onlara sert davranmıyalım ki bizden uzaklaşmasınlar. Bizden usanıp ölümümüzü beklemesinler. Uygun isteklerini yerine getirmeliyiz! Öfkelenirlerse teskîne çalışmalıyız!) 

11- Çocuklar arasında adâlete riâyet etmeli,ayrım yapmamalıdır. Hadîs-i şerîfte buyuruldu ki: 

(Hediyede, ihsânda çocuklarınız arasında eşitliğe riâyet ediniz! Eğer onlardan birini tercih etseydim, kız evlâda öncülük tanırdım.) [Taberânî] 

12- Fudayl bin İyâd hazretleri buyurdu ki: 

(Şunları yapan mürüvvet ehlidir. Anasına, babasına iyilik eden, akrabâsını ziyâret eden, din kardeşine ikrâmda bulunan, çoluğu, çocuğu ve hizmetçisi ile iyi geçinen, dinini koruyan, malını iyi yerlerde harcıyan, dilini tutan, gözünü haramlardan koruyan, fuzûlî işlerden uzak duran ve Rabbine ibâdet eden kimse.) 

13- Baba, yapmıyacağını zannettiği emri çocuğuna söylememelidir. Söyleyip de onu itâ'atsizliğe sürüklememelidir. Sâlih zatın birisi, oğlundan hiç bir şey istemezdi. Sebebi suâl edilince, (Bir şey istediğim zaman, oğlumun bana karşı gelmesinden korkarım. Bana karşı gelince Cehennem ateşine müstehak olur. Ben de çocuğumun ateşte yanmasına râzı olamam) buyurdu. Hadîs-i şerîfte buyuruldu ki: 

(Şunlar, insanın saâdetinin alâmetidir: Sâliha hanım, itâ'at eden çocuklar, sâlih arkadaş.) [Hâkim] 

14- Çocuğun akîkasını kesmelidir. Akîka, çocuk ni'metine karşılık, ALLAHü teâlâya şükür etmek niyyeti ile hayvan kesmektir. Hadîs-i şerîfte, (Akîka, erkek çocuk için iki, kız çocuğu için bir koyun kesmektir) buyuruldu. (Taberânî) 

Çocuğa nafaka vermesi vâcib olan kimsenin, yedinci günü isim koyması ve bağını tıraş ettirip, saçının ağırlığı kadar, erkek için altın veya gümüş, kız için gümüş sadaka vermesi ve kendi malından, erkek için iki, kız için bir akîka hayvanı kesmesi müstehabdır. 

15- Çocuğu doğuran kadının emzirmesi faydalıdır. Hadîs-i şerîfte, (Çocuğa, annesinin sütünden iyisi yoktur) buyuruldu. (Şir'a)

Annenin sütü yoksa çocuğu sâliha, soylu olan bir kadın emzirmelidir. Çünkü kadınların sütü, çocukta te'sîrini gösterir ve eserleri bir gün ortaya çıkar. Bugün modern tıb da yaptığı araştırmalarda, anne sütü yerini alacak bir gıdanın olmadığını bildirmektedir. 

16- Çocuğun ağlamasından sıkılmamalıdır. Çünkü çocuğun ağlaması, zikir, tehlîl ve ALLAHü teâlâ için hamddir. Ana-babası için ise duâ ve istigfârdır. Hadîs-i şerîfte buyuruldu ki: 

(Mü'minin çocuğu 4 ay lâ ilâhe illâllah, 4 ay MUHAMMEDün Resûlullah, 4 ay da, ALLAHümmagfir lî ve livâlideyye [yâ rabbî, beni ve ana-babamı magfiret eyle] der.) [R.Nâsıhîn] 

17- Çocuk konuşmaya başlayınca, en önce Lâ ilâhe illâllah kelimesini ona öğretmelidir. Bunu yedi defa ona telkîn etmelidir. Hadîs-i şerîfte buyuruldu ki: 

(Çocuklarınız konuşmaya başlayınca onlara Lâ ilâhe illallah'ı öğretin.) [İ.Sünnî] 

Mü'minûn sûresinin 116. âyetini, Âyet-el-kürsî'yi ve Haşr sûresinin sonu olan Hüvallahüllezî'yi okuyup öğretmelidir. Böyle yapana, ALLAHü teâlâ, kıyâmette hesap sormaz. Çocuk sağını solundan ayırdığı zaman, ona iyi işler yaptırmalıdır. Yaptığı iyi işlerin sevâbı, onu yetiştiren, terbiye eden babasına da verilir, kötülükleri ise verilmez. 

18- Çoluk çocuğu terbiye etmek için dövmek doğru değildir. Ancak yanlış bir iş yapınca, cezâlanabileceği hissini vermek lâzımdır. Peygamberimiz, ev halkının dövülmemesini emrettiği halde, terbiye edilmeleri için cezâlanacakları, dövülecekleri hissini taşımaları gerektiğini bildirmiştir. Bu husustaki hadîs-i şerîflerden biri şöyle: 

(Ev halkınızı terbiye için bastonunuzu onların göreceği yere asın!) [Taberânî] 

Çocuk, ana baba elinde bir emânettir. Çocukların temiz kalbleri kıymetli bir cevher olup, mum gibi, her şekli alabilir. Küçük iken, hiçbir şekle girmemiştir. Temiz bir toprak gibidir. Temiz toprağa hangi tohum ekilirse, onun mahsûlü alınır. Bunun gibi çocuk da neye meylettirilirse, oraya yönelir. Eğer hayrı âdet eder, öğrenirse hayır üzerine büyür. Çocuklara îmân, Kur'ân ve ALLAHü teâlânın emirleri öğretilir ve yapmaya alıştırılırsa, din ve dünya saâdetine ererler. Bu saâdete ana-baba ve hocaları da ortak olur. Eğer bunlar öğretilmez ve alıştırılmaz ise, bedbaht olurlar. Yapacakları her fenâlığın günâhı, ana-baba ve hocalarına da verilir. Her müslüman, emri altInda bulunanlardan mes'ûldür. Hadîs-i şerîflerde buyuruldu ki: 

(Hepiniz, bir sürünün çobanı gibisiniz. Çoban, sürüsünü koruduğu gibi, siz de evinizde ve emriniz altında olanları Cehennemden korumalısınız! Onlara müslümanlığı öğretmezseniz, mes'ûl olursunuz.) [Müslim] 

(Çocuklarına Kur'ân-ı kerîm öğretenlere veya Kur'ân-ı kerîm hocasına gönderenlere, öğretilen Kur'ân'ın her harfi için, on kere Kâ'be-i mu'azzama ziyâreti sevâbı verilir ve kıyâmette, başına devlet tâcı konur. Bütün insanlar görüp imrenir.) [S.Ebediyye] 

(Çok müslüman evlâdı, babaları yüzünden Veyl ismindeki Cehenneme gidecektir. Çünkü bunların babaları, yalnız para kazanmak ve keyf sürmek hırsına düşüp ve yalnız dünya işleri arkasında koşup, evlâdlarına müslümanlığı ve Kur'ân-ı kerîmi öğretmediler. Ben böyle babalardan uzağım. Onlar da benden uzaktır. Çocuklarına dînlerini öğretmiyenler Cehenneme gidecektir.) [S.Ebediyye] 

Kendinin yapması harâm olan şeyi çocuğa yaptıran kimse, harâm işlemiş olur. Çocuklarına içki içiren, kumara alıştıran, müstehcen neşriyatı okumasına sebep olan, yalancılık, hırsızlık gibi kötü huylara alıştıran, kıbleye karşı ayak uzatmasına sebep olan kimse, günâh işlemiş olur. 

Dînimizin temeli, îmânı, farzları ve harâmları öğrenmek ve öğretmektir. ALLAHü teâlâ, Peygamberleri bunun için göndermiştir. Gençlere bunlar öğretilmediği zaman, İslâmiyet yıkılır, yok olur. ALLAHü teâlâ, müslümanlara (Emr-i ma'rûf) yapmayı emrediyor. Ya'nî, benim emirlerimi, bildiriniz, öğretiniz buyuruyor. (Nehy-i münker) yapmayı da emrederek, yasak ettiğini bildirdiği harâmların yapılmasına râzı olmamamızı istiyor. Kur'ân-ı kerîmde buyuruluyor ki: 

(Kendinizi ve âile efrâdınızı Cehennem ateşinden koruyun!) [Tahrim 6] 

Kur'ân-ı kerîmde, nefslerimizi ve aile efradımızı, yakıtı insan ve taş olan Cehennem ateşinden korumamız emredilmektedir. Elli-yüz senelik kısa bir hayat için evlâdımızı dünya felâketlerinden korumaya çalıştığımız gibi, ebedî felâkete düçâr olmaması için âhıretini de korumamız lâzımdır. Bir babanın, evlâdını Cehennem ateşinden koruması, dünya ateşinden korumasından daha mühimdir. Cehennem ateşinden korumak da, îmânı ve farzları ve harâmları öğretmekle ve ibâdete alıştırmakla ve kötü arkadaşlardan ve zararlı neşriyattan korumakla olur. Bütün fenâlıkların bağı, kötü arkadaştır. Kötü arkadaşları, onun, küstah, yalancı, hırsız, saygısız ve korkusuz olmasına sebep olabilir. Senelerce de bu kötü huylardan kurtulamaz. 

Ne zaman çocukta iyi bir hareket görülürse, onu takdir etmeli, mükâfatlandırmalıdır! İnsanların yanında ba'zan onu övmelidir. (Amcası benim çocuğum böyle yaptı) diyerek iyiye teşvik etmelidir. Bir kabahat işler veya kötü bir söz söylerse birkaç defa görmezlikten gelmeli, (onu yapma) dememeli, azarlamamalıdır. Sık sık azarlanan çocuk, cesâretlenir, gizli yaptıklarını açıktan yapmaya başlar. Yaptığı kötü işlerin zararı, kendisine tatlı dil ile anlatılmalı, ikâz edilmelidir! Yapılan iş, dîne aykırı ise işin zararı, fenâlığı ve neticesi anlatılarak, o kötü işe mâni olmalıdır. Baba, baba olduğunu, büyük olduğunu hissettirmelidir! Anne, çocuğu babası ile korkutmalıdır! 

Her gün bir müddet oynamasına izin vermelidir ki, çocuk sıkılmasın. Sıkılmak ve üzülmekten kötü huy hâsıl olur ve kalbi körleşir. Hiç kimseden para istemesine müsaade etmemeli, fazla konuşmamasını, büyüklere saygıyı öğretmelidir. İyi insanların güzel hâllerini anlatıp, onlar gibi olmaya, kötü insanların kötülüklerini anlatıp, onlar gibi olmamaya dikkat etmesi öğretilmelidir. 

Çocuğa her istediğini almak ve lüks içinde yaşatmak uygun değildir. Büyüyünce de her istedişini ele geçirmeye çalışır; fakat bunda muvaffak olamayınca sukutu hayâle uşrar, isyânkâr olur. Kendimiz helâl yediğimiz gibi çocuklarımıza da helâl yedirmeliyiz. Harâmla beslenen çocuğun bedeni, necasetle yoğrulmuş çamur gibi olur. Böyle çocuklar da pisliğe, kötülüğe meylederler. 

Çocuğa, israf etmemesini, kanaatkâr olmasını öğetmelidir. Ba'zan da yavan ekmek yemeğe alıştırmalıdır. Çocuğun kötü yerlere gitmesine mâni olmalıdır. Çocuk kötülerin yanında ahlâksız, yalancı, hırsız ve hayâsız olur. 

Baba, ne devamlı asık suratlı durmalı, ne de çocukla fazla yüz göz olmalı, konuşmasının heybetini korumalıdır. Çocuğa babasının malı ile, rütbesi ile övünmemesi tenbih edilmelidir! Tevâzu sâhibi ve kibar olması öğretilmelidir! Başkalarından birşey almanın zillet olduğu, veren elin alan elden üstünlüğü bildirilmelidir! Cimriliğin çirkinliği öğretilmelidir! Başkalarının yanında edebli oturması, ayak ayak üstüne atmaması, lâubâli hareketlerden uzak durması telkin edilmelidir! 

Fazla konuşmaktan çocuğu men etmelidir! Fazla konuşmanın hayâsızlığa yol açtığı, çenesi düşüklüğün kötülüğü belirtilmelidir! Çocuk nasıl olsa konuşmasını öğrenecektir. Maksat, ona icâb edince susmasını ve büyüklerin sözünü dinlemesini öğretmektir. 

Doğru da olsa, çokça yemin etmesine izin vermemelidir! Vara yoğa yemin, kötü bir alışkanlıktır. Büyüklere hürmetin, yerini onlara vermenin ve herkesle iyi geçinmenin önemi anlatılmalıdırı. 

Çocuğu daha küçükken namaza alıştırmalıdır. Büyüyünce namaz kılması zor gelebilir. Başkasının malını çalmayı, harâm yemeyi, yalan söylemeyi gözünde çirkin gösterecek şekilde anlatmalıdır! Böyle yetiştirip bülûğa erince, bu edeblerin sırlarını, inceliklerini ona söylemelidir. Her işi âdet olarak yapmaması, niyetle, şuurla yapmasının lüzûmu anlatılmalıdır. Meselâ, yemekten maksat, kulun Rabbine ibâdet etmesi, insanlara, vatanına, milletine faydalı hizmetlerde bulunması, insanların saâdeti için çalışması olduğu öğretilmelidir. Dünyadan maksadın, âhıret için azık toplamak olduğu, zîrâ dünyanın kimseye kalmadığı, ölümün çabuk ve ansızın gelebileceği anlatılmalı, (ne mutlu o kimseye ki, dünyada iken âhıret azığı elde eder, Cennete ve ALLAHü teâlâya kavuşur) demelidir. Küçük yaşında böyle terbiye edilirse, taş üzerine yazılan yazı gibi olur ve kolay kolay silinmez. Peygamber Efendimiz buyurdu ki: 

(Bütün çocuklar, müslümanlığa elverişli olarak dünyaya gelir. Daha sonra bunları, ana-babaları hıristiyan, yahûdî ve dinsiz yapar.) [Taberânî] 

Hadîs-i şerîfte müslümanlığın yerleştirilmesinde ve yok edilmesinde en mühim işin, çocuklukta ve gençlikte olduğu bildirilmektedir. O hâlde, her müslümanın birinci vazîfesi, evlâdına İslâmiyeti ve Kur'ân-ı kerîmi öğretmektir. Evlâd ni'metinin kıymeti bilinmezse, elden gider. Bunun için (Pedagoji), ya'nî çocuk terbiyesi, dînimizde çok kıymetli bir ilimdir. 

İslâm dînine karşı olanlar, bu mühim noktayı anladıkları içindir ki, (Gençliğin ele alınması birinci hedefimizdir. Çocukları dinsiz olarak yetiştirmeliyiz) diyorlar. İslâmiyeti yok etmek ve ALLAHü teâlânın emirlerinin öğretilmesini ve yaptırılmasını engellemek için, (Gençlerin kafalarını yormamalıdır. Din bilgilerini büyüyünce kendileri öğrenirler) diyorlar. 

Bugün, bütün hıristiyan ülkelerinde, bir çocuk dünyaya gelince, buna bozuk dinlerinin icâblarını yapıyorlar. Her yaştaki insanlara, hıristiyanlığı titizlikle ağılıyorlar. Müslümanların îmânlarını, dinlerini çalmak ve yok etmek ve onları da, hıristiyan yapmak için, İslâm ülkelerine paket paket kitap, broşür ve kaset gönderiyorlar. O hâlde, müslümanlar din câhillerinin hîlelerine, yalanlarına aldanmamalı, çocuklarımıza sahip olmalıyız. Onlara sahip olmak da, dînimizin emirlerine uygun olarak yetiştirmekle olur. Ahlâkı değiştirmek mümkün olduğu için Peygamber efendimiz, (Ahlâkınızı güzelleştirin) buyurmuştur. Zaten din, güzel ahlâk demektir. Şu hâlde dînin emrine uyup yasak ettiğinden kaçan, huyunu değiştirip güzel ahlâklı olur. Güzel ahlâklı olan da iki cihânda rahat olur. 

En vahşî hayvan bile terbiye ile ehlileştiriliyor. Hiçbir zaman elma çekirdeğinden portakal olmaz. Fakat elma fidanını büyüterek, lüzûmlu ağı ve kültürel tedbirlerle kaliteli elma veren bir ağaç olarak yetiştirmek mümkündür. Bunun gibi insan tabiatında bulunan ba'zı arzûlar yok edilemez, fakat terbiye edilebilir. Terbiyede dayak atılmaz. 

a) Çocuğu dövmek ahlâkının bozulmasına, hırçınlaşmasına sebep olur. 

b) Dayakla büyüyen çocuk esnek olmaz, katı olur. 

c) Dövülmek, çocukta ana-babaya karşı kızgınlığa yol açar. Çocuk kendi yaptığanın kötü bir şey olduğunu düşünmez, kendini suçlu görmez, kendini döveni suçlar. 

d) Dövülen çocuk, kızdığı zaman, o da şiddete başvurur, bir başkasını döver. Böylece dayak vicdanlı olmaya değil, saldırganlığa sebep olur. Çocuğun hareketli olmasına üzülmemelidir! Hadîs-i şerîfte buyuruldu ki: 

(Çocuğun, hareketli olması, büyüyünce aklının çok olacağını gösterir.) [Hakîm] 

e) Sözden anlayacak yaştaki çocuğa dayak atılmaz. Sözden anlamayan çocuğuna hafifçe vurmak yeter. Başa, yüze tokat atmak, sopa ile dövmek çok zararlıdır. Bu ancak işkenceciye yaraşır. 

Bir şeyi, zıddı kırar. Kötü huyları, iyi huylar yok eder. Bu bakımdan kendini zorla da olsa, iyi işler yapmaya alıştırmalı, onları âdet hâline getirmelidir! Çocuk, ahlâkı iyi olan insanlarla arkadaşlık ettirilirse, güzel huylar kendiliğinden onun tabiatı olur. Çocuklar böyle yetiştirilirse, dünya ve âhıret saâdeti elde edilir. 

19- Çocuk yedi yaşına gelince, ona namaz kılmasını emretmelidir. Peygamber efendimiz, (Çocuklarınız yedi yaşına gelince, onlara namaz kılmalarını emredin, on yaşına gelince, kılmazsa, zorlıyarak kıldırın) buyurdu. (İ.Sünnî) 

20- Çocuklar on yaşına gelince, yataklarını ayırmalıdır! Erkek ve kız çocukların odalarını ayırmalıdır. 21- Sünnet ettirmek mühim sünnettir. İslâmiyyetin şi'ârıdır, alâmetidir. Çocuk, âkıl bâlig olmadan önce her yaşta sünnet edilebilir. 7-12 arası daha uygun olabilir. Sünnet ederken, topluca yüksek sesle bayram tekbîri söylenir. 

22- Çocuğu cömertliğe alıştırmalı, mal ve mülk sevgisini gözünden düşürmelidir. Çünkü para ve mal sevgisinin zararı, zehirden çoktur. Çünkü bütün kötülüklerin menşei, kaynağı; parayı, dünyayı sevmektir. 

23- Çocuğa önce yemek yemenin edeblerini öğretmelidir. Yemek yemekten maksat, bedenin sıhhatini korumaktır, lezzet almak değildir demelidir. 

24- Kapalı ve gizli işlerden onu men etmeli ki, kabahate karşı cesâreti kırılsın. Gündüz ve gece çok uyutmamalı, yumuşak elbiselere alıştırmamalı, yaya yürümesini de öğrenmeli, oturma, kalkma ve konuşmanın edeblerini anlatmalı, kadınlar gibi süslenmemesini, babasıyla ve dünya malı ile arkadaşlarına övünmekten menetmeli, yalan söylemekten sıkı men etmeli, doğru veya yalan yere yemîn etmemesini tembih etmelidir. 

25- Çocuğun neye kabiliyeti olduğunu sezmeli, kabiliyetinin hangi ilim ve san'ata daha yatkın olduğunu anlayıp, o tahsîl ve san'ata vermelidir! Hadîs-i şerîfte; (Herkese dünyalıktan nasibi neyse, o şeyler ona kolaylaştırılır) buyuruldu. (Hâkim) 

Çocuk ilim öğrenmeye yatkın ise, önce ilim tahsîli için gerekli terbiye verilmelidir. San'at sahibi olacaksa, dînî vecîbeleri öğrenip yaptıktan sonra, o san'atla meşgûl etmelidir. Burada en iyisi, çocuğun tabiatine, ya'nî kabiliyetine bakmalı, durumunu incelemeli, neye istidâdı olduğunu sezmeli, kabiliyetinin hangi ilim ve san'ata daha yatkın olduğunu anlayıp, o tahsîl ve san'ata vermelidir. 

26- Kötülüğe sebep olacak alışkanlıkları veren oyunlardan sakındırmalıdır! 

27- Dinimizde, kadının ve kız çocuklarının fazîleti büyüktür. Hadîs-i şerîflerde buyuruldu ki: 

(Kızlarınızı altın ve gümüş ile süsleyin! Elbiseleri güzel olsun! İ'tibâr kazanmaları için en güzel hediyelerle ihsânda bulunun!) [Hâkim] 

(Kız çocuğunu güzelce terbiye edip, ALLAHü teâlânın verdiği ni'metlerle bolluk içinde yedirir giydirirse, o kız çocuğu onun için bir bereket olur, Cehennemden kurtulup kolayca Cennete girmesine vesîle olur.) [Taberânî] 

(İki kız evlâdına güzel muâmele eden, mutlaka Cennete girer.) [ibni Mâce] 

(İki kızı veya iki kız kardeşi olup da, mâişetlerini güzelce sağlayanla Cennette beraber oluruz.) [Tirmizî] 

(Çarşıdan aldığı şeyleri, erkek çocuklardan önce kız çocuklarına verene ALLAH, rahmetle nazar eder. ALLAH, rahmetle nazar ettiğine de azâb etmez.) [Harâitî] 

(Çarşıdan turfanda meyva alıp evine getiren, sadaka sevâbı alır. Getirdiği meyvayı, erkek çocuklarından önce kız çocuklarına versin! Kadınları, kızları sevindiren, ALLAH korkusundan ağlayanlar gibi sevâb kazanır. ALLAH korkusundan ağlıyanın bedeni de Cehenneme harâm olur.) [İbni Adîn] 

(Üç kızına, ihtiyâçtan kurtulana kadar iyi bakan, yedirip giydiren, elbette Cenneti kazanır.) [Ebû Dâvüd] 

(Üç kız veya kız kardeşinin geçim veya başka sıkıntılarına katlananı, ALLAHü teâlâ Cennete koyar.) Eshâb-ı kirâmdan biri, (iki tane olursa da aynı mıdır?) diye suâl edince, Peygamber efendimiz (Evet, iki tane olursa da aınıdır) buyurdu. Başka birisi, (Ya bir tane olursa?) diye suâl etti. Cevabında buyurdu ki: (Bir tane de olsa gene aınıdır.) [Hâkim, Harâitî] 

Görüldüğü gibi, kız ve kadınlara değer vermiyenler, müslümanlığı bilmiyen kimselerdir. Müslüman, dinini iyi öğrenip kadına lâyık olduğu değeri vermelidir! 

28- Çocuk sevgisi. Büyük-küçük çocuklarımıza sevgi ve şefkat göstermek, sevip öpmek sünnettir. Resûlullah efendimiz, evine gelen küçük çocukları sevip başlarını okşar, evin içinde oynamalarına da izin verirdi. Enes bin Mâlik hazretleri anlatır: 

Resûlullah, çocuklara karşı da insanların en şefkatlisi idi. Oğlu İbrâhim'in süt annesi, Medîne'nin bir kenarında otururdu. Kadının kocası demirci idi. Resûlullahla bu eve sık sık giderdik. Varınca demircinin dumanla dolmuş evine girer, çocuğu kucaklar, öper ve bir müddet sonra dönerdi. Bir torunu ve kendi oğlu İbrâhim ölünce de ağlamış, (Şefkatimden ağlıyorum. ALLAH ancak merhametli olana rahmet eder) buyurmuştur. Hadîs-i şerîflerde buyuruldu ki: 

(Çocuklarınızı çok öpün, her öpüşte Cennetteki dereceniz yükselir.) [Buhârî] 

Çocuk kokusu Cennet kokusudur.) [Taberânî] 

(Çocuk dünyada nûr, âhırette sürurdur.) [Şir'a] 

(Çocukları sevip okşayın, onlar gönül meyvesi, göz nûrudur.) [Ebû Ya'lâ] 

(Çocuklarımız ciğerparelerimizdir.) [B.Arifîn] 

(Çocuk sevgisi, cehennem ateşine karşı perdedir. Çocuklara iyilik etmek, Sıratı geçmeye sebeptir. Onlarla beraber yiyip içmek, Cehennemden kurtuluştur.) [Şir'a] 

(Cennetteki "Sevinç sarayı"na, ancak çocukları sevindirenler girer.) [İ.Adîy] 

(Çocuğuna iyilik etmek için yardımcı olan babaya ALLAH rahmet etsin!) [İ Hibbân] 

(Lâ ilâhe illâllah diyene kadar çocuğu terbiye eden, hesâba çekilmez.) [Taberânî] 

(Çocuksuz bir evin bereketi olmaz.) [Ebûşşeyh] 

Bir bedevî, (Yâ Resûlallah, siz çocukları sevip öpüyorsunuz. Biz hiç öpmeyiz) dediği zaman,ona, (Şefkat ve merhamet duygusu olmıyana ne diyeyim?) buyurdu. (Buhârî) 

Hz.Ömer, birini bir göreve ta'yin eder. O zat, görev emrini almak üzere Hz. Ömer'in huzûruna gelir. Hz.Ömer'in çocuğunu öptüşünü görür. (Benim birkaç çocuğum var, ama hiç birini öpmem) der. Hz.Ömer'in şekli değişir (Senin küçüklere, şefkatin, merhametin yok. İnsanlara nasıl merhamet edersin? Verilen görevden seni azlediyorum) buyurarak vazife emrini imzalamaz. 

Torun sevgisi, evlâd sevgisinden daha ileridir. Resûlullah efendimiz, namaz kıldırırken secdede, torunu Hz. Hasan, mübârek omzuna çıkıp oturdu. Resûlullah efendimiz, secdeyi uzatınca, sahabeden, "acaba vefât mı etti" diye düşünenler oldu. Namazdan sonra secdeyi niçin uzattığını soranlara buyurdu ki: (Secdede iken torunum omzuma çıktı. Gönlü oluncaya kadar indirmediğim için secde uzadı.) [Nesâî] 

Bir zât, Resûl-i ekremin, Hz. Hasan'ı öperken görünce, (On oğlum var, hiçbirini öpmem) dedi. Resûlullah efendimiz, (Merhamet etmiyen, merhamete kavuşamaz) buyurdu. (Buhârî) 

Resûlullah efendimiz, Hz. Hasan'ı bir dizine Hz. Hüseyn'i de öteki dizine oturtur, bağrına basar, sonra da (Yâ Rabbî, bunlara rahmetini ihsân et, bunlary seviyor, bunlara şefkat duyuyorum) derdi. (Buhârî) 

Peygamber efendimiz, Hz. Hasan'ı öptükten sonra Eshâb-ı kirâma buyurdu ki: 

(Çocuk çekingendir, hâli bilinmez, belki üzüntülüdür.) [B.Arifîn] 

Kur'ân-ı kerîmde, malın, evlâdın, fitne ya'nî imtihân olduğu bildiriliyor. (Tegabün 15) 

(Yâ Rabbî, düşmanlarıma çok mal, çok evlâd ver) hadîs-i şerîfi, mal ve evlâd hayırlı olmadığı takdirde belâ olacağın bildirmektedir.) (Berîka) 

Mal, çocuk ve hanım, cihâd, namaz gibi ibâdetlerden alıkoyabilir. Dikkatli olmak lâzımdır. Peygamber efendimiz, (Âhır zamanda sizin en iyiniz, çoluk çocuğu olmıyandır) buyuruyor. En iyilerden olanlara müjdeler olsun! Bunun için bir İslâm âlimi, (Bu devirde çocuğu olmıyan şükür secdesi yapmalıdır) buyurmuştur.

 

 

Keyword: anahtar kelimeler: rüya tabirleri islami rüya tabirleri islamda rüya kuranda rüya rüya nasıl tabir olu ruyada abajur görmek rüyada lamba görmek abajur rüyası yorumlamak abanoz agacı abanoz agacı gormek abdest almak abdesthane
  Untitled Document yardım Yardım

 

Untitled Document
Sitemizde bulunana buğune kadar eklenmiş rüya tabirleri sitemiz suanda yapım aşamasında tabirleri eklemeye devam ediyoruz
Aba || Abajur || Abanoz || Abdest || Abdesthane || Abese || Abıhayat || Abi || Abide || Abla || Abluka ||Abraş || Acaibi || Acele || Acelecilik || Acem || Acemi || Acemice || Acenta || Acı || Acı bakla || Acıkmak || Acımak || Acur || Acuze || Acve || || Aç adam || Aç gözlü || Açacak || Açelya || Açgözlülük|| Açıcı || Açıkga alınmak || Açık || Açık arttırma || Açık yer || Açılış || Açlık || Açma|| Ad || Ad kavmi || Adak || Adalet || Adavet || Adem (AH) || Adet görmek || Adiyat suresi || Adliye || Ağlamak || Ağda || Ağaç || Ağız || Ahır|| Ağrı || Ahkaf suresi || Ahzap || Aile || Aişe R.a. || Akademi || Akar || Akasya || Akbaba || Akciger || Akraba || Akrep || Akvaryum || Aldatılmak aldatılmak Rüyada aldatılmak || Alışveriş || Altın Rüyada altın görmek || Alyans rüyada alyans görmek || Amca rüyada amca görmek || Ameliyat || Ana Rüyada ana görmek || Amel ameli salih|| Amel defteri  || Amir  || Ampul  || Anahtar  || Anne rüyada anne görmek || Anneanne rüyada anneanne || Apartman || Araba  || Aramak  || Arazi arsa  || Arı rüyada arı görmek || Ağaç || Ağız || Ahır || Ahiret || Ahtapot || Ahkaf || Ahzap || Aile || Aişe R.a. || Akademi || Akar || Akasya || Akbaba || Akciger || Akraba || Akrep || Akvaryum || Aldatılmak || Alışveriş || Altın || Alyans || Amca || Ameliyat || Ana || Amel || Amel defteri || Amir || Ampul || Anahtar || Anne || Anneanne || Apartman || Araba || Aramak || Arazi arsa || Arı || Arkadaş || Armut || Asansör || Asker || Aslan || Asma || Aşk || Asure || At || Ateş || Atlamak || Ay || Ayak || Ayakkabı || Avretyeri || Ayetelkürsü || Ayı || Ayrılmak || Ayva || Azrail A.S || Baba || Baklava || Bacak || Badem || Bağırmak || Bahçe || Bal || Balgam || Balık || Balkon || Banyo || Bardak || Başbakan || Başörtüsü
 
 
 
Anasayfa || Gündem || Politika || Dünya || Spor || Kültür Sanat || Rüya tabirleri || Aile sağlık || Karabağlar || Resim galerisi || Ansiklopedi || Alışveriş || Site ekle ||

 

       

 

Karabağlar gazetesi haber kültür ekonomi ve bilgilendirme. Sitemizde bulunan bilgiler bilgilendirme maksatlı olmaktadır. Sağlık bilgileri başta olmak üzere konunun uzmanına danışmadan uygulama yapılmamalıdır. Sitemizde bulunan bilgilerin kullanma ve uygulama sorumluluğu kullanıcıya aittir Karabağlar gazetesi sorumlu değildir..
 
Basin ve Yayin Basin ve Yayin