KİM HİDAYETİ KUR'ÂN'IN DIŞINDA BAŞKA BİR YERDE ARARSA, ALLAH ONU
DALÂLETTE BIRAKIR.
Muhterem okuyucular, 1400 yıldan beri iblis, devreye girerek zaman
içerisinde İslâm'ın 7 safhasıyla ilgili Allah'ın hükümleri yerine,
bidatlerini yerleştirmiştir. İblis, Allah'ın gerçekleri yerine bu
bidatleri nasıl yerleştirmiştir?
Allahû Tealâ, Kur'ân'da sahâbeyi bize örnek gösteriyor. Sahâbenin
hepsi Allah'a ulaşmayı dilemişlerdir.
Ama bugün el yazması kitaplarda öğretilen dînin muhtevası içerisinde,
insanlara, İslâm'ın birinci safhasıyla ilgili, "Ruhun Allah'a
ulaşması yok." bidati gelip yerleşmiştir. "Dünya hayatında ruhun
Allah'a ulaşması yoktur. Ruh, bize hayat verir. Ruh vücuttan çıkarsa
ölürüz. Ancak ölümle bizim ruhumuz Allah'a ulaşır." diyerek bâtılı
benimsemişlerdir.
Mürşide tâbî olma yerine, iblis, "Kul ile Allah arasına kimse
giremez. İslâm'da ruhban sınıfı yoktur." bidatini yerleştirmiştir.
Ruhun Allah'a teslimi yerine, "Biz zaten İslâm'ın 5 şartını yerine
getiriyoruz. O halde müslümanız. Biz ruhumuzu Allah'a teslim ettik."
diyorlar.
Fizik bedenin Allah'a teslimi içinse, "E, namaz kılan herkes, zaten
fizik bedenini Allah'a teslim etmiştir." diyorlar.
Nefsin Allah'a teslimi aynı standart içerisinde devreye giriyor ve
bununla ilgili de insanların yozlaştırıldığı görülüyor.
Günümüzde insanlar, irşad heyetlerini kuruyorlar. Ve mürşidi Allah
tayin etmesine karşılık, insanlar: "Hayır! Biz mürşidi tayin ederiz."
diyorlar. İrşad müesseselerinden insanlara dîn öğretmeye kalkıyorlar.
İradenin Allah'a teslimine zaten uygulamada rastlamak mümkün değildir.
Kısacası Kur'ân'daki İslâm'ın 7 safhasının yedisine de iblis, el
yazması kitaplar vasıtasıyla, bidatleri getirip yerleştirmiştir.Ve
günümüzde insanlar, hidayeti Kur'ân'ın içerisinde değil, Kur'ân'ın
dışındaki insanların devreye koyduğu el yazması kitaplardan
öğreniyorlar. Bu yüzden hepsi dalâlettedir.
Neden böyle diyoruz muhterem okuyucular? Çünkü Allahû Tealâ, Yunus
Suresinde şöyle buyuruyor:
10/YUNUS-57: Yâ eyyuhen nâsu kad câetkum mev'ızatun min rabbikum ve
şifâun limâ fîs sudûri ve huden ve rahmetun lil mu'minîn(mu'minîne).
Ey insanlar! Size, Rabbinizden öğüt (vaaz) ve göğsünüzde olana
(nefsinizin kalbindeki hastalıklara) şifa ve mü'minlere hidayet ve
rahmet gelmiştir.
O halde Kur'ân, insanlar için bir hidayettir. Ve hidayeti, Kur'ân'da
aramak gerekir. Hz. Muhammed Mustafa (S.A.V) Efendimiz hadîs-i
şerifin devamında buyuruyor:
5- O, Allah'In sapAsaĞlam bİr İpİ ve apaçIk bİr mührüdür.
Muhterem okuyucular, Rabbimiz Allah'ın ipi olarak Sıratı Mustakîm'i
açıklıyor.
Sıratı Mustakîm, 4 ana kısımdan oluşur. Allah'ın irşadla vazifeli
kıldığı kavmin resûllerinin veya onlara bağlı olarak mürşidlerin
bulunduğu dergâhtan, devrin imamının dergâhına kadar yeryüzünün
sathına paralel sebîller, Sıratı Mustakîm'in birinci kısmını
oluşturur.
Huzur namazının imamının zemin kattaki dergâhından 7. gök katına
kadar 7 tane gök katını birbirine bağlayan Tarîki Mustakîm, Sıratı
Mustakîm'in ikinci kısmını ve dikey kısmını oluşturur. 7. gök
katından 7 âlem geçtikten sonra varlıklar âleminin son noktası olan
Sidret-ül Münteha ile noktalanan bölüm, Sıratı Mustakîm'in üçüncü
kısmıdır. Varlıklar âleminin son noktasından Yokluk'ta, Allah'ın
Zat'ına ulaşana kadar olan kısım ise Sıratı Mustakîm'in dördüncü
kısmıdır. Allahû Tealâ, bu Sıratı Mustakîm'in 4 kısmıyla ilgili
âyetlerini de Kur'ân-ı Kerim'e koymuştur.
Sıratı Mustakîm'in birinci kısmının ifade edilişi şöyledir:
5/MAİDE-16: Yehdî bihillâhu menittebea rıdvânehu subules selâmi ve
yuhricuhum minez zulumâti ilen nûri bi iznihî ve yehdîhim ilâ sırâtın
mustakîm(mustakîmin). Allah, rızasına tâbî olan kişiyi onunla (resûlü
ile) teslim yollarına hidayet eder. Kendi izniyle onları karanlıktan
aydınlığa (zulmetten nura) çıkarıp, Sıratı Mustakîm'e hidayet eder
(ulaştırır).
Sıratı Mustakîm'in ikinci kısmının ifadesi Ahkâf Suresindedir:
46/AHKÂF-30: Kâlû yâ kavmenâ, innâ semi'nâ kitâben unzile min ba'di
mûsâ musaddikan fimâ beyne yedeyhi yehdî ilel hakkı ve ilâ tarîkin
mustakîmin.
(Onlar şöyle) dediler: "Ey kavmimiz! Muhakkak ki; biz, Musa (A.S)'
dan sonra indirilen, onların elindekini tasdik eden, Hakk'a ulaştıran
ve tarîki mustakîm'e hidayet eden bir kitab dinledik."
Sıratı Mustakîm'in üçüncü kısmının ifadesi Hicr Suresindedir:
15/HİCR-41: Kâle hâzâ sırâtun aleyye mustekîm(mustekîme). (Allahû
Tealâ) şöyle buyurdu: "Bu, Bana ulaştıran (Bana yönlendirilmiş)
yoldur."
Sıratı Mustakîm'in dördüncü kısmının ifadesi ise En'am Suresindedir:
6/EN'AM-126: Ve hâzâ sırâtu rabbike mustekîm(mustekîmen), kad
fassalnâl âyâti li kavmin yezzekkerûn(yezzekkerûne).
Ve bu, senin Rabbine istikametlenmiş (yönlendirilmiş) yoldur.
(Allah'a götüren yoldur). Tezekkür eden bir kavim için âyetleri ayrı
ayrı açıkladık.
6- O, ALLAH'IN SAPASAĞLAM BİR İPİ VE APAÇIK BİR NURUDUR.
42/ŞURA-52: Ve kezâlike evhaynâ ileyke rûhan min emrinâ, mâ kunte
tedrî mel kitâbu ve lel îmânu ve lâkin cealnâhu nûren nehdî bihî men
neşâu min ibâdinâ, ve inneke le tehdî ilâ sırâtın mustekîm
(mustekîmin). Ve keza sana emrimizden ruh (Kur'ân) vahyettik. Sen
kitap nedir, îmân nedir? bilmezdin. Fakat Biz, O'nu (Kur'ân'ı) nur
kıldık; O'nunla dilediklerimizi hidayete erdirmek için. Ve muhakkak
ki; sen, Sıratı Mustakîm'e ulaştırıyorsun.
Kur'ân-ı Kerim, bir nurdur. Ve Sıratı Mustakîm'e ulaştıran, hikmet
dolu Allah'ın haberidir.
Kur'ân'ın muhtevasında yer alan hikmetlerin başında, Allah'a ulaşmayı
dilemek ve Allah'ın tayin ettiği mürşide mutlaka tâbî olmak gelir.
Kişi, Allah'a ulaşmayı dilediği zaman Allahû Tealâ'dan 10 tane ihsan
alır.
Bu 28 basamağın birincisinde bütün insanlar olayları yaşarlar.
Olayları yaşayan bu insanlardan Allah, kalbinde zeyg olanları yani
insanlar arasında fitneye sebep olanları ve kalbi hasta olanları
seçmez. Onun dışında Allah'ın seçtikleri ikinci basamağa ulaşır. Bu
seçilenleri de Allahû Tealâ, birtakım olaylarla tekrar imtihan eder.
Bunlardan, onlar ki kendilerine bir musîbet isabet ettiği zaman:
2/BAKARA-156: Ellezîne izâ esâbethum musîbetun, kâlû innâ lillâhi ve
innâ ileyhi râciûn(râciûne). Onlar ki; kendilerine bir musibet isabet
ettiği zaman: "Biz muhakkak ki; Allah içiniz (O'nun için yaratıldık)
ve muhakkak O'na döneceğiz (ulaşacağız)." dediler.
"Muhakkak ki biz, Allah içiniz ve mutlaka Allahû Tealâ'ya döneceğiz"
diyenlere Allah, şu 10 ihsanda bulunur:
1-Allahû Tealâ'nın Rahîm esmasıyla tecelli etmesi ve rahmetini
göndermeye başlaması
2- Baş gözlerindeki hicab-ı mesturenin kaldırılması
3- Kulaklardaki vakranın kaldırılması
4- Kalpteki ekinnetin kaldırılması
5- Yerine ihbatın konması
6- Allah'ın kalbe ulaşması hidayet koyması
7- Kalbin Allah'a dönmesi
8- Kalbe rahmet yolunun açılması
9- Kişinin hûşûya ulaşması
10- Ve hûşû sahibine, Allah'ın mürşidi göstermesi.
Allah, sebepsiz yere mürşidini göstermez. Allah gösterilen mürşide
tâbî olmamızı ister ve tâbiiyetle Allahû Tealâ'nın 10 tane ni'meti
gerçekleşir.
1. ni'met, devrin imamının ruhu başımızın üzerinde yer alır.
2. ni'met, Allah kalbimizin mührünü alır.
3. ni'met, kalbimizdeki küfrü dışarıya alır.
4- ni'met, kalbimize îmânı yazar.
5. ni'met, günahlarımızı sevaba çevirir.
6. ni'met, ruhumuz fizik bedenimizinden ayrılıp Sıratı Mustakîm'e
ulaşır.
7. ni'met, nefs tezkiyesine başlanır.
8. ni'met, fizik vücut şeytana kul olmaktan kurtulmaya başlar.
9. ni'met, irademiz kuvvetlenir.
10. ni'met, bire yüz ve her gök katında yüzer yüzer artarak yedi yüze
kadar Allahû Tealâ, pozitif derecatı bizlere vermeye başlar.
Gördük ki, Sıratı Mustakîm'e ulaştıran hikmet yolu, Allah'ın
Kitab'ıdır.
O halde bu hadîs-i şerifte Hz. Muhammed Mustafa (S.A.V) Efendimiz,
Kur'ân'ın muhtevasını bir bir bizlere açıklamış ve anlatmıştır.
Muhterem okuyucular, bir hadîs konumuzun daha sonuna geldik.
Rabbimizin bizlere emrettiği 7 safhayı bütün unsurlarıyla, dünya
hayatında Allah'ın bize yaşamayı nasip kılmasını yine Rabbimizden
Efendimiz'in himmetiyle diliyorum. Ve sözlerimi inşaallah burada
tamamlıyorum.
Allah hepinizden razı olsun.
Arayı Arayı bulsam İzini
Arayı arayı bulsam izini
İzinin tozuna sürsem yüzümü
Hak nasib eylese görsem yüzünü
Ya Muhammed Canım arzular seni
Bir mübarek sefer olsa da gitsem
Kabe yollannda tozlara batsam
Hub cemalin birkez düşümde görsem
Ya Muhammed Canım arzular seni
Zerrece kalmadı kalbimde hile
Sıdk ile girmişem ben bu hak yola
Ebu Bekir, Ömer, Osman'da bile
Ya Muhammedi Canım arzular seni
Ali ve Hasan, Hüseyin anda
Sevdası gönüllerde muhabbet canda
Yarın mahşer günü Hak divanda
Ya Muhammed Canım arzular seni
Yunus senin methin eder dillerde
Dillerde dillerde her gönüllerde
Arayı arayı gurbet illerde
Ya Muhammed Canım arzular seni |