Nur Dünyası islami  eş bulma sitesi
Karabaglar gazetesi
 

Karabağlar ilçesi gazetesi Haber Gündem Kültür Sanat Eğitim bilgilendirme hizmetleri İletişim için erol.o@live.ru 00 90 5436740153
Tarih: 21/05/12 01/05  
Ana Sayfa Karabağlar gazetesi  sanal  dukkanları Karabağlar gazetesi  reklam fiyat  listesi Karabağlar gazetesi temsilcileri karabağlar gazetesi  iletişim sayfası

Untitled Document
English
karabagkar gazetesi ana  sayfa
Gündem karabaglar türkiye dünya
Politika karabaglar
Dünyadan haberler ve gelişmeler
Spor haberleri ve  spor gündemi 1.  lih fisgür
kultur sanat medya sinama tiyatro
Karabaglar yerel  haber  ve  gündem
aile  saglik
egitim ögretim
bayanlara  özel
rüya tabirleri  dini rüya tabirleri islamda rüya tabiri
yardim yardimlasmak yardim  etmek
Kütüphane
internet  bilgisayar web tasarımı
teknoloji bili icat buluş
Untitled Document
 
Kullanıcı adı
Parola
yeni üye
Rüya Tabirleri
 
 
 
Untitled Document
Rüya  tabirleri rüya  yorumları
a b c c d e f g gg h ii ii j k l m n o oo p r s ss t u uu v y z
IZMIR
TCMB Döviz Kuru
USD Alış1.8236
Satış1.8324
EURO Alış2.3158
Satış2.327
YTL
YTL
YTL
YTL
kültür
sanat
fikir göriş
dil
edebiyat
siir
sosyoloji
ictimai
zooloji hayvanlar  alemi
felsefe
Astronomi
tarih
Untitled Document

Rüyada

> Akraba <

Görmek

akraba

Akraba rüyada akraba görmek yorumu

Kendine dost olan hısım ve akrabayı görmek emniyet ve güvene, esenlik ve huzura; Akrabayı sevinçli görmek sıla-i rahmi yerine getiriyor olmaya, üzüntülü görmek bu önemli görevi aksatıyor olmaya delalet eder. ( Ayrıca Bakınız; Sıla-i Rahim.)

Yakında kötü bir haber alacaksınız demektir. Hastalarınızdan dolay işlerinizin bozulacağına bu durumundan sağlığınızın etkileneceğine işarettir.

Yakında kötü bir haber alacaksınız demektir. Hastalarınızdan dolay işlerinizin bozulacağına bu durumundan sağlığınızın etkileneceğine işarettir.

Rüyanızda bir akrabanızı gördüyseniz, yakında kötü bir haber alacaksınız demektir.

Rüyasında sevdiği bir akrabasını gören kişi hoş bir olayla karşılaşacak veya güzel bir haber alacak demektir. Sevmediği bir akrabasını gören kişi ise bir heber yüzünden tatsızlık yaşayacak demektir.

Rüyada akrabalardan birini görmek, güvenle yorumlanir, insanin kendi ailesine mensup bir kisiyi görmesi, hayatta yalniz olmadigina, ona yardimci olacak arka çikacak baska kimselerin de var olduguna inandigina delalettir. Bir rivayete göre; rüyada akraba görmek, beklemedigi bir kimseden bir fenalik görecegine delalet eder.

Yakında kötü bir haber alacaksınız demektir.

Rüyada bir akrabanızı görmek, oluşacak bir terslik yüzünden işinizden zarar göreceğinize yada kısa sürecek bir hastalığa işarettir.

 

 

----->><<-----

Akraba hakkında daha fazla bilgi edinin
Türkce eşanlamlar :

akraba    Ar. a®rib¥ 

ç. a. (akraba:) 1. huk. Kan bağıyla birbirine bağlı olan kimseler: “Geceleyin, babam, amcam, akrabamız, hepsi istasyonda idiler.” -Y. K. Beyatlı. 2. Oluşma yönünden aynı kaynağa dayanan şeyler. 3. mec. Biri, diğerinin doğurduğu sonuç veya olgular: Zulüm zorbalıkla akrabadır.

  Güncel Türkçe Sözlük 
akraba     

(< Ar. akrabâ) akraba, hısım

  Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü 
akraba   İng. kin, relative 

Aynı kandan gelen ya da geldiklerine inanan bireylerle, birtakım uygulama ve kutsamalarla aralarında kan birliği sağlanan bireylere verilen ad. bk. akrabalık, dirimbilimsel akraba, atasoylu akrabalık.

  BSTS / Halkbilim Terimleri Sözlüğü 1978


İngilizce karşiliği : relative

Akraba

İSLAM DİNİNDE AKRABA İLİŞKİLERİNİN VE ZİYARETLERİNİN ÖNEMİ

Sosyal hayatta dikkat edilmesi gereken ilişkilerin başında akraba ilişkileri gelmektedir. Kur’an-ı Kerim ve hadislerde akrabalık bağlarının karşılıklı ziyaret, haberleşme, maddi ve manevi yardımlaşma gibi çeşitli yollarla korunması ve güçlendirilmesi üzerinde hassasiyetle durulur. Akraba arasındaki bu ilişkiye “Sıla-i Rahim” denmektedir. Akrabalık bağlarının koparılmaması, hakka ve hukuka riayet etmek şartıyla ister maddi isterse manevi ilişkilerin korunup gözetilmesi İslam Dininin üzerinde durduğu konuların başında gelir.

Akrabalar arasındaki ilişkiler, hukûkî ve ahlâkı olmak üzere ikiye ayrılır:

Akrabalığın Hukukî Neticeleri

1. Evlenme yasağı; kan, süt ve evlenmeden meydana gelen her üç akrabalıkta, belli bir sınıra kadar, evliliğe manîdir. Evlenilmesi haram olan akrabaları, Kur'an şöyle sıralamaktadır:

"Sizlere; analarınız, kızlarınız kızkardeşleriniz, halalarınız teyzeleriniz, kardeşlerinizin kızları, kız kardeşlerinizin kızları, sizi emziren süt anneleriniz, süt kardeşleriniz, karılarınızın anneleri, kendileriyle gerdeğe girdiğiniz kadınlarınızın yanınızda kalan üvey kızlarınız -ki onlarla gerdeğe girmemişseniz size bir engel yoktur-, öz oğullarınızın eşleri ve iki kız kardeşi bir arada almak suretiyle evlenmek, -geçmişte olanlar artık geçmiştir- size haram kılındı. Doğrusu Allah bağışlar ve merhamet eder. Kocalı kadınlar ile evlenme de haram kılınmıştır..."'(en-Nisâ, 4/93)

2. Mirasçı olmak; Yakınlık derecelerine göre akrabalar birbirine mirasçı olur. Kimin kime hangi oranda mirasçı* olacağı Kur'an ve Sünnetle tesbit edilmiştir.

3. Nafaka temini: Bir kimse, usûl (sulbünden geldiği kimseler) ve fürûunun (kendi sulbünden gelenlerin) nafakasını, muhtaç duruma dilerlerse yakın akrabalarının nafakalarım, teminle yükümlü olur.

Akrabalığın Ahlâkî Neticeleri

1. Sılayı rahim: Akrabaların birbirleri ile ilişkilerini kesmeyip devam ettirmeleri, ahlâkî ve dînî bir görevdir. Peygamberimiz (s.a.s.) buyurur ki:

"Rahim (akrabalık), Allah'ın rahmetinin eserlerindendir. Kim bu bağı korursa, Allah ona merhamet eder. Kim onu koparırsa, Allah da ondan ihsan ve rahmetini keser." (Buhârî Edeb, 13)

"Akrabalarıyla ilişkiyi kesen Cennet'e giremez" (Buhârî, Edeb, 11 )

2. Akrabalara ikram ve ihsanda bulunmak: Yukarıda geçen hadislerden de anlaşılacağı gibi akrabalara maddî ve manevi ikramlarda bulunmak Peygamberimizin bize tavsiye ettiği hususlardandır. Malını, Allah yolunda harcanması için hibe etmek isteyen Ebu Talha'ya Peygamberimiz, onu akrabalarına harcamasını tavsiye etmiştir.

Dinimizin emir ve tavsiye ettiği bu akrabalık görevlerini yerine getiren kimseyi de Peygamberimiz(s.a.s.) şöyle müjdelemektedir:

"Kim rızkının bol olmasını ve ömrünün uzamasını isterse sılayı rahim yapsın." (Buhârî, Edeb, 12)

Dînimiz, akrabalar arasındaki ilişkilerin sağlam, sıcak ve devamlı olmasına, akrabaların birbirine maddeten ve mânen destek olmalarına çok önem vermektedir. Hısımlık hakkını gözetmek, Allah ve Resulü'nün ısrarla emrettiği şeylerdendir. Konumuzla ilgili Kur'an-ı Kerim' de Cenâb-ı Allah şöyle buyurur:

“Hani, biz İsrailoğulları’ndan, “Allah’tan başkasına ibadet etmeyeceksiniz, anne babaya, yakınlara, yetimlere, yoksullara iyilik edeceksiniz, herkese güzel sözler söyleyeceksiniz, namazı kılacaksınız, zekatı vereceksiniz” diye söz almıştık. Sonra pek azınız hariç, yüz çevirerek sözünüzden döndünüz.” (Bakara, 83)

“Ey insanlar! Sizi bir tek nefisten yaratan ve ondan da1 eşini yaratan; ikisinden birçok erkek ve kadın (meydana getirip) yayan Rabbinize karşı gelmekten sakının. Kendisi adına birbirinizden dilekte bulunduğunuz Allah’a karşı gelmekten ve akrabalık bağlarını koparmaktan sakının. Şüphesiz Allah üzerinizde bir gözetleyicidir.” (Nisa, 1)

“Allah’a ibadet edin ve ona hiçbir şeyi ortak koşmayın. Ana babaya, akrabaya, yetimlere, yoksullara, yakın komşuya, uzak komşuya, yanınızdaki arkadaşa, yolcuya, elinizin altındakilere iyilik edin. Şüphesiz, Allah kibirlenen ve övünen kimseleri sevmez.” (Nisa, 36)

“Akrabaya, yoksula ve yolda kalmış yolcuya haklarını ver, fakat saçıp savurma.” (İsra,26)

“Şüphesiz Allah, adaleti, iyilik yapmayı, yakınlara yardım etmeyi emreder; hayasızlığı, fenalık ve azgınlığı da yasaklar. O, düşünüp tutasınız diye size öğüt veriyor.” (Nahl, 90)

Bugün özellikle şehirleşmenin, maddeye ve menfaate önem vermenin getirmiş olduğu aileler arasındaki soğukluğu, hatta parçalanmaları ve akrabalar arasındaki bağların yeniden canlılaştırmak kendi menfaatimize olacaktır. Çünkü biz insanız. Sevinçlerimizi paylaşmakla çoğaltır, üzüntülerimiz paylaşmakla azaltırız. Bu sebeple ana-babımızı, akrabalarımızı ve huzurevinde unuttuğumuz büyüklerimizi yeniden hatırlamalı onlara el uzatmalıyız. 

Sevgili Peygamberimiz (s.a.v.) kendi akrabalarına her zaman yakın ilgi gösterdiği gibi, onlarla olan akrabalık bağlarını zayıflatıcı davranışlardan uzak durmuş, sütannesi ve onun akrabalarıyla, eşlerinin yakınlarına ilgi göstermiştir. Maddi ve manevi yardımları hiçbir zaman esirgememiştir.  Ayrıca Hz. Peygamber (s.a.v.) her bir vesile ile kendisine emeği geçen ve iyilikte bulunan kimseleri de akrabası gibi görüp onları da gözetmiştir.

Sevgili Peygamberimizin Akraba ilişkileri ve ziyaretleriyle ilgili hadis-i şerifleri şöyledir.

“Rızkının geniş ömrünün uzun olmasını arzu eden (akrabalarını ziyaret etsin) onlarla olan bağlantısını devam ettirsin.”  (Seçme Hadisler, Hadis No:267)

“Sıla-i Rahim etmeyen(yakınları ile ilgisini kesen) kimse Cennet’e giremez”. (Seçme Hadisler, Hadis No:271)

“Allah’a ve âhiret gününe iman eden kimse misafirine ikram etsin. Allah’a ve âhiret gününe iman eden kimse akrabasına iyilik etsin. Allah’a ve âhiret gününe iman eden kimse ya faydalı söz söylesin veya sussun!”  (Riyazü’s Salihin Hadis No: 707)

Sevgili Peygamberimizin akrabalarıyla olan ilişkilerinden birkaç kesit sunmak isterim.

Hz. Peygamber (s.a.v), doğmadan önce babasını ve çok küçük yaşta annesini kaybetmiş olmasına rağmen anne babasını ve yetişmesine katkısı olan diğer yakınlarını hiçbir zaman unutmamış, onları hep hayırla yâd etmiştir. “Ana ve babasının ihtiyarlık zamanlarında, bunlardan birine yahut ikisine yetişip de, bunlara gereken hürmet ve hizmette bulunarak Cennet’i hak edemeyen kimsenin burnu yerlerde sürünsün!” (Müslim, Birr 8) buyurarak ana-baba hakkını yerine getirme, onlara saygılı olmamızı, ayrıca sütannesini, sütkardeşini, baba dostunu sevip onların gönüllerini almayı da emretmiştir.

Medine'de dayılarını ziyaret ettikten sonra Mekke'ye dönerken Ebvâ denilen yerde kaybettiği annesi Âmine'nin kabrini Hudeybiye yolculuğunda Ebvâ köyüne uğrayarak ziyaret etmiş, kabrini eliyle düzeltip ağlamıştır. Niçin ağladığını soranlara da: "Merhamet duygusu beni duygulandırdı da onun için ağladım." (Dimyâtî, es-Sîratü’n-Nebeviyye, Suriye, 1996, s.37) diye cevap vermiştir.

Doğumunda kendisini ilk olarak emziren Ebû Leheb'in cariyesi Süveybe'yi hiç unutmamış, Mekke’de iken onu ziyaret etmiş ve ona ikramlarda bulunmuştur. Hicret edince Medine’den ona giyecekler göndermiştir. Mekke Fethi’nde onun oğlunun durumunu sorup araştırmış, onun da annesinden önce vefat ettiğini öğrenmiştir. (Âişe A. Bint-i Şâtî, Rasûlullah’ın Annesi ve Hanımları, I/165)

Sütannesi Halime’yi gördükçe; "Benim annem, benim annem!" diyerek, kendisine içten sevgi ve saygı gösterip, omuz atkısını serip üzerine oturtmuş, istek ve arzularını hemen yerine getirmiştir. Hz. Hatice ile evlendiğinde, Halime Mekke'ye gelmiş, Peygamberimiz onu ağırlayıp kırk koyun ve bir deve hediye etmiştir. (A. Köksal, İslâm Tarihi, II/167)

Huneyn Savaşı’nda esir düşen sütkardeşi Hz. Şeyma'yı elbisesinin üzerine oturtmuş ve 'hoş geldin' buyurmuş, gözleri dolu dolu olmuş, ona sütanne ve sütbabasını sormuş, onların ölmüş olduklarını öğrenmiş, sonra Şeyma'ya şunları önermiştir: "İstersen sevgi ve saygıyla yanımda otur, istersen yararlanacağın mallar verip seni kavmine döndüreyim." Şeyma ikinci teklifi kabul etmiş ve Müslüman olarak kavmine dönmüştür. (A. Köksal, age. c.XV, s.431-432) Onun bu davranışında, 60 yıl kadar sonra bile devam eden vefakarlığını görüyoruz.

Dadısı Ümmü Eymen'i sık sık ziyaret ederek kendisine "anne" diye hitap etmiştir. Yine onun için; "Anamdan sonra annem, benim ev halkımdan geride sağ kalan kimsedir." diyerek iltifat etmiştir. (A. Köksal, a.g.e., c.II, s.54)

Ebû Talib'in eşi Fâtıma bint-i Esed'in, Peygamberimiz’in yanında büyük bir mevkii ve itibarı vardı. Zira o, Hz. Peygamber’le küçüklüğünde ilgilenmişti. O, ilk yıllarda Müslüman olmuş ve Medine'ye hicret etmişti. Peygamberimiz zaman zaman onu ziyaret ederek evinde kuşluk uykusu uyurdu. O mübarek kadın vefat edince; "Bugün annem vefat etti!" buyurdu, gözyaşları içine damlayarak ağladı. Gömleğini çıkarıp ona kefen yaptı. "Ebû Talib'den sonra bu kadın kadar bana iyiliği dokunan bir kimse olmamıştır." buyurdu ve ona dua etti. Yine onun hakkında şunları söylemiştir: "O benim annemdi. Kendi çocukları aç dururken önce beni doyururdu. Kendi çocukları dururken önce benim saçımı başımı yıkar, tarar ve gül yağlarıyla yağlardı." (İbn-i Sa'd, c.VIII, s.222)

Mute Savaşı’nda amcaoğlu Cafer şehit olunca evine giderek, onun oğullarını bağrına basmış, öpmüş, koklamış ve ağlamıştır. Sonra ev halkı için yemek hazırlatıp onlara ikram etmiş ve iki oğlunun bakımını üstlenmiştir. (A. Köksal, a.g.e., c.XV, s.74-76)

Ailevi huzurun korunması, dünyada yaşamaktan zevk almamız ve hayatımızın huzurla geçmesi, akrabalık ilişkilerini canlı tutmamızla mümkündür. Bu sebeple Müslüman aileler olarak bizler, başta akrabalarımız olmak üzere, birlikte yaşadığımız insanlarla samimi ve dürüst ilişkiler içerisinde olmak zorundayız. Unutmayalım ki, bir gün bizimde bünyelerimiz yaşlanacak ve bugün ailelerimizle, akrabalarımızla ve beraber yaşadığımız insanlarla kesmiş olduğumuz ilişkilerin benzerinin kendimize yapılmasını asla istemeyeceğiz.

Hazırlayan

Ahmet ÜNAL

Vaiz

 

 

İslâmda Aile ve Akrabalık İlişkileri

 

          Müslümanlar arasında bir din kardeşliği vardır. Bu, din bakımından genel bir yakınlık ve akrabalıktır, en kuvvetli bir bağdır. Bu yönden müslümanlar, herhangi ırka, herhangi yurda bağlı olurlarsa olsunlar, birbirine bağlıdırlar, birbirini sever, birbiri hakkında hayır isterler. Bir âyet-i kerimede buyurulmuştur.

 

          "Müminler şübhe yok ki, kardeştirer."

 

          Bundan başka müslümanlar arasında birbirinden farklı derecelerde bir soy, bir neseb, bir hısımlık ve akrabalık vardır. Bu bakımdan da aralarında birtakım görevler haklar ve hükümler bulunur. Bunların gözetilmesi dinimizce gereklidir.

 

          Müslümanların çoğalmaları ve kuvvetlenmeleri, yurdlarını ve varlıklarını savunabilmeleri aralarında aile ocağının gelişmesine bağlıdır. Bu yönü ile aile kurmak ve bu ailenin devamına çalışmak İslâmda önemli bir görevdir. Şöyle ki: Aile yuvası kurmaya gücü yeten ve kendisinde kuvvetli bir meyil bulunan müslüman için evlenip aile sahibi olmak vacib veya farzdır. Nefsi taşkın olmayan bir müslüman için de bir müekked sünnettir.

 

          Bir hadis-i şerifde buyurulmuştur:

 

          "Evleniniz, çoğalınız; çünkü ben, kıyamet günü ümmetlere karşı sizinle öğünürüm."

          Fakat kadına zulüm ve eziyet edileceği bilinerek zevce haklarını çiğneyecek olan kimsenin evlenmesi haramdır. Çünkü bu durumda aile hayatından beklenen yararlar elde edilemez.

 

          Talâk (boşama) işine gelince: Bu bir yönden meşru ise de, diğer bir yönden yasaktır ve sakıncalıdır. Şöyle ki: Aile hayatından beklenen şeyler elde edilmeyince veya iffet ve geçim bakımından bir fenalık yüz gösterirse, boşama meşrudur, müstahsendir. Fakat böyle bir gerek ve zaruret bulunmadıkça boşama kötüdür, müstahsen değildir. Bir hadis-i şerifde buyurulmuştur:

 

          "Allah katında helal olan şeylerin en sevimsizi boşanmaktır."

          Onun için aile hayatını yaşatmaya çalışmalı, gereksiz olarak ayrılma ve boşama olaylarına meydan vermemelidir. Bunun sorumluluğundan çekinmelidir.

 

          Her müslüman için aile hayatı ile ilgili din meselelerini yeteri kadar bilip onları uygulamak da bir görevdir. Kimlerin birbiri ile evlenemeyeceğini, kimlerin evlenebileceğini ve kimler arasında mahremiyet bulunduğunu bilmek gerekir.

 

          Nikâh denilen evlenme akdi (sözleşmesi) karı-koca olacak müslümanlar veya bunların velileri veya vekilleri arasında iki mümin erkeğin veya bir erkekle iki mümin kadının şahidlikleri ile gerçekleşir. Çiftlerden biri tarafından teklif ve diğeri tarafından kabul olur. Şöyle ki: "Ben seni zevce edindim" diye yapılan teklife, karşı taraf da "Kabul ettim" der. Çiftlerin veli veya vekilleri de şöyle der: "Ben falanın kızı falanı, velisi veya vekili olduğum falan için zevce kabul ettim," diye yapılan teklife karşı: "Ben de falan kimseyi, velisi veya vekili bulunduğum falancaya veli veya vekil olarak evlendirdim." der. Buna da şahitler şehadet ederler. Böylece icab ve kabul tamamlanıp akid yapılmış olur. Ayrıca kadına "Mehir" adı ile emsaline kıyasla bir mal verilmesi veya anılması gerekir. Bu "mehir" her iki tarafın rızası ile daha önce de tayin edilebilir. Kadın bu mehrini sonra kocasına bağışlayabilir.

 

          Babalar, dedeler, anneler, nineler, erkek ve kız kardeşler, amcalar, dayılar, halalar ve teyzeler arasında bir soy yakınlığı ve ebedî bir mahremlik vardır. Bunlar arasında nikâh asla caiz değildir. Bir kimse, hiç bir zaman bunlardan herhangi birini nikahlayamaz.

 

          Yine, bir kimse, kendi kardeşinin kızını ve bunun torunlarını da alamaz. Fakat bir kimse, amcasının, halasının veya teyzesinin kızını alabilir. İki kardeş çocukları birbirleriyle evlenebilirler. Bunlar arasında akrabalık varsa da mahremiyet yoktur.

 

          Süt emme ile meydana gelen mahremiyet de, soyla sabit olan mahremiyet gibidir. Onun için bir kimse ile süt babası, süt anası, süt dedesi, süt ninesi, süt kardeş evlâdı, süt halası, süt teyzesi arasında ebedî bir mahremiyet vardır. Bunlar birbirleri ile evlenemezler.

 

          Süt mahremiyetinin gerçekleşmesi için, süt emen çocuğun iki buçuk yaşından küçük olması ve emdiği sütün boğazından geçmiş olması şarttır. Bu iki buçuk yıldan sonra emilen veya içilen süt ile süt evladlığı veya kardeşliği olmaz. Bu müddet İmam Azam'a göredir. İki İmama göre süt emme müddeti iki senedir.

 

          Zevcenin kocasının bazı akrabaları ile ve kocasının da, zevcesinin bazı akrabaları ile Sıhriyet (Hısımlık) bakımından mahremiyetleri olur. Bu ise nikâhın cevazına engeldir. Şöyle ki: Bir kimse, kendi karısının anasını, ninesini, başka kocasından olan kızını veya torununu asla nikâhlayamaz karı-koca arasındaki evlilik kalkmış olsa bile...

 

          Bir insan eğer bunlardan birine, helal olmadıkları halde yaklaşmış olsa veya bunların bir uvzunu, harareti duyurmayacak bir engel olmaksızın şehvetle tutsa veya öpse, bunun karısı kendisine ebedî olarak haram olur. Buna "Hürmet-i Müsahere" denir.

 

          Bir kadın da kendi kocasının babası ile veya başka zevcesinden olan oğlu ile, torunu ile evlenemez. Bunların arasında da ebedî bir hürmet vardır. Eğer aralarında helal olmayan bir yakınlık (temas) veya şehvetli bir ilişki (dokunma) meydana gelse, bu zevce ebediyyen kocasına haram olur.

 

          Bir erkekle, kendi karısının kız kardeşi, halası veya teyzesi arasında geçici olarak bir hürmet vardır. O erkeğin zevcesi ile boşama gibi bir sebeble nikâh (zevciyet) kalkınca, iddet çıktıktan sonra bunlardan herhangi birini nikâhlayabilir.

 

          Bir kimse, üvey annesi ile, kendi oğlunun veya torununun karısı ile asla evlenemez. Nikâh kalksa bile bu caiz olmaz. Bunlar arasında da "Hürmet-i müsahere" vardır. Eğer bir kimse oğlunun veya torununu zevcesine veya babasının zevcesine gayr-i meşru ilişkide bulunsa veya şehvetle dokunsa, bu kadın kocasına ebedî olarak haram olur.

 

          Hısımlıktan doğan haramlık, meşru olmayan ilişki ile de meydana gelir. Şöyle ki: Bir kimse, gayr-i meşru surette ilişki kurduğu veya şehvetle tuttuğu veya öptüğü veya tenasül organına şehvetle baktığı bir kadının neseb veya süt yönünden anasını, ninesini, kızını, torununu asla alıp nikâhlayamaz. Bunlarla kendisi arasında ebedî bir haramlık bulunmuş olur. Bu yapmış olduğu haram işin bir nevi cezasıdır.

 

          Bir müslüman başkasının nikâhında veya iddetinde bulunan bir kadını alamaz. Yine, bir müslüman Kitab Ehli denilen bir Yahudî ve Hıristiyan kadınla evlenebilirse de, bir Mecûsî veya putperest kadını nikâh edemez. Ancak kadın şirkini terk ederse, o zaman caiz olur.

 

          Müslüman bir kadın ise, hiç bir, gayr-i müslimle evlenemez. Bu islâm dininde kesinlikle haramdır. Böyle bir durum, İslâm şerefine, İslâm yararına, müslüman kadının selâmet ve mutluluğuna aykırıdır.

 

          Müslümanların karşılıklı olarak birbirleriyle ilişkilerinde bir hürmet ve nezaket vardır. Bir müslüman, başkasının evine rızası olmadan giremez. Başkasının evi içine, izni olmadan dışardan bakamaz. Sözleri ile kimseyi rahatsız edemez.

 

          Erkekler, göbekleri altından diz kapakları altına kadar olan yerleri müstesna olmak üzere, birbirlerinin diğer bütün organlarına bakabilirler.

 

          Kadınların birbirlerine veya kocaları olmayan erkeklere bakmaları da, erkeklerin birbirlerine bakmaları gibidir. Onun için müslüman kadın, diğer bir kadının veya bir erkeğin göbeği altından diz kapakları altına kadar olan kısmına bakamaz, diğer uzuvlarına bakabilir. Ancak bir şehvet duygusu, kalben bir istek ve meyil bulunmamalıdır.

 

          Bir erkek, kötü bir niyet olmaksızın yabancı olan (kendisine nikâh düşen) bir kadının yalnız yüzüne ve ellerine bakabilir. Fakat kendisine ebedî olarak haram bulunan anasının, kızının ve teyzesi gibi kimselerin yüzlerine, başlarına, göğüslerine, kulaklarına ve baldırlarına, yine aralarında şehvet korkusu olmamak şartı ile bakabilir.

 

          Erkekle zevcesi arasında özel durum olduğundan bunlar şehvetle veya şehvetsiz olarak birbirlerinin bütün vücudlarına bakabilirler. Yalnız cinsel organlara bakılmaması daha iyidir, edebe uygun olan budur.

 

          Bir doktor tedavisinde bulunan bir kadının hasta olan herhangi bir organına zaruret miktarı bakabilir. Fakat onun tedavisini bir kadına öğreterek ona yaptırması daha uygundur.

 


Keyword: anahtar kelimeler: rüya tabirleri islami rüya tabirleri islamda rüya kuranda rüya rüya nasıl tabir olu ruyada abajur görmek rüyada lamba görmek abajur rüyası yorumlamak abanoz agacı abanoz agacı gormek abdest almak abdesthane
  Untitled Document yardım Yardım

 

Untitled Document
Sitemizde bulunana buğune kadar eklenmiş rüya tabirleri sitemiz suanda yapım aşamasında tabirleri eklemeye devam ediyoruz
Aba || Abajur || Abanoz || Abdest || Abdesthane || Abese || Abıhayat || Abi || Abide || Abla || Abluka ||Abraş || Acaibi || Acele || Acelecilik || Acem || Acemi || Acemice || Acenta || Acı || Acı bakla || Acıkmak || Acımak || Acur || Acuze || Acve || || Aç adam || Aç gözlü || Açacak || Açelya || Açgözlülük|| Açıcı || Açıkga alınmak || Açık || Açık arttırma || Açık yer || Açılış || Açlık || Açma|| Ad || Ad kavmi || Adak || Adalet || Adavet || Adem (AH) || Adet görmek || Adiyat suresi || Adliye || Ağlamak || Ağda || Ağaç || Ağız || Ahır|| Ağrı || Ahkaf suresi || Ahzap || Aile || Aişe R.a. || Akademi || Akar || Akasya || Akbaba || Akciger || Akraba || Akrep || Akvaryum || Aldatılmak aldatılmak Rüyada aldatılmak || Alışveriş || Altın Rüyada altın görmek || Alyans rüyada alyans görmek || Amca rüyada amca görmek || Ameliyat || Ana Rüyada ana görmek || Amel ameli salih|| Amel defteri  || Amir  || Ampul  || Anahtar  || Anne rüyada anne görmek || Anneanne rüyada anneanne || Apartman || Araba  || Aramak  || Arazi arsa  || Arı rüyada arı görmek || Ağaç || Ağız || Ahır || Ahiret || Ahtapot || Ahkaf || Ahzap || Aile || Aişe R.a. || Akademi || Akar || Akasya || Akbaba || Akciger || Akraba || Akrep || Akvaryum || Aldatılmak || Alışveriş || Altın || Alyans || Amca || Ameliyat || Ana || Amel || Amel defteri || Amir || Ampul || Anahtar || Anne || Anneanne || Apartman || Araba || Aramak || Arazi arsa || Arı || Arkadaş || Armut || Asansör || Asker || Aslan || Asma || Aşk || Asure || At || Ateş || Atlamak || Ay || Ayak || Ayakkabı || Avretyeri || Ayetelkürsü || Ayı || Ayrılmak || Ayva || Azrail A.S || Baba || Baklava || Bacak || Badem || Bağırmak || Bahçe || Bal || Balgam || Balık || Balkon || Banyo || Bardak || Başbakan || Başörtüsü
 
 
 
Anasayfa || Gündem || Politika || Dünya || Spor || Kültür Sanat || Rüya tabirleri || Aile sağlık || Karabağlar || Resim galerisi || Ansiklopedi || Alışveriş || Site ekle ||

 

       

 

Karabağlar gazetesi haber kültür ekonomi ve bilgilendirme. Sitemizde bulunan bilgiler bilgilendirme maksatlı olmaktadır. Sağlık bilgileri başta olmak üzere konunun uzmanına danışmadan uygulama yapılmamalıdır. Sitemizde bulunan bilgilerin kullanma ve uygulama sorumluluğu kullanıcıya aittir Karabağlar gazetesi sorumlu değildir..
 
Basin ve Yayin Basin ve Yayin