Ağız kokusu:
Ağız kokusu nasıl tedavi edilir
Hastanızın ağız hijyenini artırınız
Ağızda bakteri tutunabilecek her pürüzlü yüzeyi gideriniz. Ağız içerisindeki bütün yüzeyler bakterileri tutamaz olmalıdır, cilalı olmalıdır. En sık rastlanan problem köprü gövdesidir.
Dil fırçası eğitimi veriniz. Kanatmadan incitmeden her gün dilini fırçalamasını söyleyiniz.
Hastanızın alkol kullanmasını engelleyiniz veya ağız kokusu tedavisinden vaz geçiniz.! Çünkü alkol tek başına ağız kokusu sebebidir.
Dil fırçası eğitimi veriniz. Kanatmadan incitmeden her gün dilini fırçalamasını söyleyiniz.
Köprüleri sökünüz. Sayısız ağız kokusu vakası sadace ağızdaki köprüler sökülünce kaybolmaktadır.!!
Her gece uyumadan önce ve her sabah kahvaltıdan sonra dişler fırçalanmalıdır.
Diş fırçası
1- Seyrek kıllı
2- Orta sert
3- Küçük olmalıdır
Ağız kokusu hastaları çinko içeren diş macunu kullanmalıdır. Piyasamızda 4 tane çinkolu macun vardır.
Dil fırçalandıktan sonra 1 haftadan uzun olmamak şartı ile antiseptik gargara kullanılabilir
.Her diş fırçalamadan sonra dil fırçalanmalıdır. Diş fırçası dilin arka kısmından öne doğru bastırmadan süpürmek sureti ile yapılmalıdır.
Antiseptik gargara alkolsüz olmalıdır.
Antiseptik gargara antiinflamatuvarsız olmalıdır.
Eczanelerimizde bu özelliklere uygun olan sadece 1 (bir) tane gargara vardır. Diğer gargaralar ağız kokusu tedavisine uygun görünmemektedir.
Antiseptik gargara yerine tuzlu su gargarası kullanılabilir. Tuzlu su gargarasını hipertansiyon ve böbrek hastalarına vermeyiniz.
1-8 hafta boyunca hastanıza çinkolu sakız çiğnemesini önerebilirsiniz. Piyasamızda 2 tane çinkolu sakız vardır
Yukarıdaki tedavi Tip 1 vakalarını tamamen iyileştirir. Tip 2 vakalarında ise kısmi iyileşme olur, Diğer ağız kokusu vakaları yukarıdaki tedavi ile düzelmez. Bu vakalara ileri muayene ve tadavinin nasıl yapıldığı ağız kokusu kitabında anlatılmıştır.
Aft ağız içerisinde sıklıkla yanak ve dudak mukozasında, dil üzerinde, yumuşak damakta, farenkste, diş eti üzerinde görülen solgun sarı-kırmızı hale ile çevrili oldukça ağrılı ülserleşmiş lezyonlardır. Toplumun %18-20 az ya da çok aft sorunu ile karşı karşıyadır. Bayanlarda daha sıklıkla rastlanır. Aft genellikle tek olarak seyretse de aynı anda birkaç bölgede birden görülebilmektedir.
Aftın oluş nedenini belirlemek için çeşitli araştırma yapılmıştır. Ancak aftın oluşumunu hızlandırıcı ve seyrini kötüleştirici birçok faktör faktör saptanmasına karşın oluş nedeni tam olarak belirlenememiştir.
Bu nedenle aft oluşumunu hızlandıran ve iyileşmesini geciktiren faktörlerden bahsetmek mümkündür.
AFT ve UÇUK
(Ağız yaraları, Ağızda yara, Ağız yarası)
Aft oluşumunda hangi faktörler önemlidir?
- STRES
Günümüzde migren, yüksek tansiyon ve gastrit gibi birçok hastalığın nedenleri arasında kabul edilen stres aft oluşmasının en önemli nedenlerinden birisidir.
Hanımlarda premenstural gerginlik(adet öncesi dönem) de aft oluşumunu hızlandıran faktörlerdendir.
- YİYECEKLER
Turunçgiller, sirke, turşu, patates cipsi, tuzlu ve baharatlı çerezler gibi ağız mukozasını tahriş edebilen yiyecekler aft oluşumunu hızlandıran önemli faktörler arasında sayılmaktadır.Bunların yanı sıra bazı bünyeler için alerjik olabilen kara buğday, çavdar, arpa, çikolata, fındık, kabuklu deniz hayvanları, soya, domates, bazı patlıcan, elma, incir, peynir gibi yiyecekle.de aft oluşumunu hızlandırırlar.
- TRAVMA
Yanak dil dudak ısırma, sert yiyeceklerin tahrişi ve yumuşak olmayan diş fırçalama işlemleri ve iyi adapte olmayan protezlerin neden olduğu vuruklar aft için uygun zeminin oluşmasına yardımcı olurlar.
- DİŞ MACUNU
Diş macunlarının temizleme özelliğini artırmak için köpük yapıcı olarak yapılarına katılan "sodyum lauryl sulhate" ( SLS ) mukoza hücrelerinin yıkımını artıran tahriş edici bir kimyasaldır. SLS bu özelliği ile aft oluşumu üzerine direkt etkili olan bir maddedir.
Özellikle aft sorunu olan kişilerin kullanabilmesi için günümüzde daha az oranda (%1.25) SLS içeren diş macunları üretilmektedir. (Tom's of Maine Natural Toothpaste , Oral-B Sensitive Fluoride Toothpaste.)
- SİSTEMİK HASTALIKLAR
Behçet Hastalığı: Genital ülser, konjuktivit, retinit, lokositoz gibi, birçok sistemik belirtiler yanında ağız içerisinde oluşan tekrarlayıcı aftlarla kendini gösteren bir hastalıktır.
Birçok malign ve otoümmin hastalıklarla birlikte de tekrarlayıcı aftlar görülebilmektedir.
- DİĞER NEDENLER
B12 vitamini ve demir noksanlığı,sigara içme, tütün çiğnemenin gibi alışkanlıkların de aft oluşumuna katkıda bulunan önemli faktörler olduğu bilinmektedir.
Tedavi
Aftlar herhangi bir tedavi uygulanmasa da genellikle 7-10 gün sonra kendiliğinden iyileşmektedir. Aft sorunu ile karşı karşıya olanların aşağıda sıralanan işlemlerden birini yada birkaçını uyguladıklarında daha rahat bir periyot geçirmeleri mümkündür:
Ağrıyı azaltmak ve iyileşme periyodunu kısaltmak için:
- Sıcak, asidik ve tahriş edici gıdalardan kaçınılmalır.
- "2% hydrogen peroxide" solusyonuna batırılan pamuk yada gazlı bez ile aft bölgesi temizlenebilir.
- Su ile karbonat karışımından hazırlanan ince yapılı bir krem aft üzerine sürülebilir.
- Yarım bardak suya yarım kaşık tuz ilavesi ile elde edilen solusyonla günde üç kez gargara yapılabilir,
- Yemeklerden önce aft bölgesine "xylocaine" solusyonu ya da ağız için hazırlanmış anestezik kremler uygulanabilir.
- Aft üzerine uygulanacak "orabase", "Gly-oxide", "Cankaid","Ambesol" gibi ağız içi kremler uygulanabilir.
- "sucralfate" tableti ılık suda eritip gargara yapılabilir.
- Özellikle aftı başlangıç aşamasında "tetrasiklin" tableti suda eriterek elde edilen solusyon ile gargara yapmak aftın fazla büyümesini engeller ve ağrıyı azaltır.
- Gene aftın başlangıç safhasında bölgeye bir topikal steroid "%0.1 lik triamcinalone" uygulanması ya da steroidli bir gargara "betamethasone syrup" ile gargara yapmak aftın fazla büyümesini engeller ve ağrıyı azaltır.
- "Chlorhexadine" gargaralar iyileşme periyodunu kısaltır.
-
"Tetrasiklin" şurup la hazırlanan 12,500 unite "nystatin", 1.25 mg "diphenhydramine", ve 0.25 mg/m "hydrocortisone" karışımı 'shotgun' solusyonu olarak kullanılabilir.
AFT (canker sores=mouth ulcers) ile UÇUK (fever blisters=cold sores) arasındaki farklılıklar:
Aft ile uçuk genellikle aynı belirtileri gösterdikleri için birbirleri ile karıştırılabilmektedir. Ancak aralarında birçok temel farklılık vardır:
AFT
1. Kesinlikle ağız içersinde oluşur.
2. Bulaşıcı değildir.
3. Aftın oluşmasına virüsler neden olmaz.
UÇUK
1. İçi su toplamış küçük kabarcıklar (blisters) şeklinde başlar.
2. Nadiren ağız içerisinde olsalar da genellikle ağız dışında meydana gelirler. Aft ağız içerisinde tüm bölgelerde olabilmesine karşın uçuk genellikle ağız içerisinde damak tavanı gibi hareketsiz bölgeleri tutar.
3. Bulaşıcıdır.
4. Virüsler tarafından meydana getirilir.
UÇUĞUN BELİRTİLERİ NELERDİR?
Uçuk çıkmadan önce kendini belli eder (0-24 saat önceden); karıncalanma, kaşınma, yanma, sızlama hissedilir. Bunu o bölgenin kızarması, şişmesi ve daha sonra da içi sıvı dolu kabarcıkların ortaya çıkışı izler. Bu kabarcıklar konuşurken, gülerken, yiyip içerken acı ve ızdırap verir. Zamanla kuruyup çatlar, sızıntı yapar ve açılarak görüntüyü bozan çirkin bir yara haline gelir.
NASIL BULAŞIR?
Uçuk, ön belirtileri ile açık yaranın kapanması süresi arasında bulaşıcıdır. Uçuğu olan bir kişinin kullandığı, havlu, bardak, çatal, kaşık vb. eşyalardan ve uçuklu kişinin öpmesi sonucu bulaşır. Uçuk virüsü (Herpes simpleks) ile insan genellikle ilk defa küçükken (0-5 yaş) tanışır. Uçuğu olan aile bireylerinden birinin “Sevgi dolu” öpücüğü sonucunda uçuk virüsü vücuda girer. Çoğunlukla fark edilmeyen küçük kızarıklıklar şeklinde ortaya çıkar; ağız içi, diş etleri ve dudaklar enfekte olur. Ama kimi hassas bünyelerde ciddi enfeksiyon şeklinde görülebilir.
DİKKAT! UÇUK BULAŞICIDIR!
- Uçuğa dokunulmamalıdır. Dokunulursa eller çok iyi yıkanmalıdır.
- Bayanlar makyajlarını çıkarırken özellikle çok dikkat etmelidirler. Kesinlikle gözlere dokunulmamalıdır.
- Özellikle bebekler, çocuklar ve diğer insanlar öpülmemelidir.
- Uçuklu insanın kullandığı havlu, bardak, çatal, kaşık vb. eşyalar ayrılmalı ve başkalarının kullanmasına izin verilmemelidir.
- Yerken, içerken kullanılan malzemeler özellikle çocuklar ile paylaşılmamalıdır.
- Uçuk ve uçuk yarasının kabuğu ile oynanmamalıdır. (Parmaklara uçuk virüsü bulaştırırken, uçuk yarasına da diğer mikroplar bulaştırılmış olur.)
NİÇİN NÜKSEDER?
Uçuk virüsü (Herpes simpleks) vücuda girip ilk enfeksiyonu yaptıktan sonra o bölgedeki isnir düğümüne girip yerleşir ve istenmeyen bu misafir, vücudun zayıf düştüğü durumlarda çoğalır ve uçuk çıkar.
- Stres
- Aşırı yorgunluk, uykusuzluk
- Aşırı güneş ışığı ve UV ışınları
- Diğer enfeksiyonlar
- Adet dönemi, hamilelik gibi durumlarda virüs aktif hale geçebilir.
KONTROL EDİLEBİLİR Mİ?
Öncelikle uçuğun nüksetmesine sebep olan durumlardan sakınmak gerekir. Örneğin strese bağlı olarak gelişir ise; stresimizi azaltacak gevşeme tekniklerini öğrenmek. Yorgunluk ve uykusuzluk sebep ise; dinlenmek ve iyi uyumak. Güneş sebep oluyor ise; dudaklar için koruyucu krem ya da yüksek koruma faktörlü güneş yağı kullanmak ve şapka ile yüzü güneşten korumak gerekir. Tüm alınan önlemlere rağmen uçuk yine de nüksedebilir.
Ön belirtiler (karıncalanma, kaşınma, yanma, sızlama) hissedildiğinde o noktaya kısa aralarla antiviral bir uçuk kremini uygulamak gerekir. Uçuk ya hiç çıkmayacaktır ya da çıksa bile hafif seyredecektir.
EN ETKİLİ ŞEKİLDE NASIL TEDAVİ EDİLİR?
Önceden bazı madde ve ilaçlar uçuğun verdiği rahatsızlığı azaltmak için kullanılmıştır:
- Alkol ve antiseptik ilaçlar, Uçuğun üzerindeki bakteri enfeksiyonunun gelişmesini engeller
Ağrı kesici ilaçlar; Uçuğun sebep olduğu ağrıyı azaltır.
- Buz uygulamak; Ağrı azaltılabilir
- Oysa günümüzde etkili tedavide kullanılan antiviral uçuk kremleri, deriden geçerek uçuk virüsüne (Herpes simpleks) etki eder ve deriye zarar vermelerini engeller.
KİMLER ÖZELLİKLE RİSK ALTINDADIR?
- Sık sık veya uzun süreli olarak uçuk çıkıyorsa (Örneğin tedaviye rağmen 10 günden daha uzun süre devam ediyorsa)
- Uçuk, bir bebekte ya da 6 yaşından küçük bir çocukta çıkmışsa
- Dudak, ağız ve burun çevrenizin dışındaki vücut bölgelerinde, özellikle de gözlerinizde, parmaklarınızda ya da cinsel organınızda uçuk çıkmışsa
- Uçuk ile birlikte baş ağrısı, ateş ve kas ağrısı gibi başka şikayetleriniz varsa
- Uçuk sarı renkte cerahatli ise
- Bağışıklık sisteminizi baskı altına alan ilaçlar, örneğin kortizonlu ilaç kullanıyorsanız
- Bağışıklık sisteminizin zayıflığı (yani bulaşıcı hastalıklarla mücadele etme gücünüzün azalmış olması) nedeniyle tıbbi kontrol altındaysanız.
AĞIZ KURULUĞU
Dişhekimliğinde bu hal için "xerostomia" terimi kullanılır. Tükürük bezlerinin tükürük salgılama fonksiyonlarının azalması sonucunda oluşur. Tükürük salgısındaki azalma ağızda oldukça ciddi sorunların oluşmasına yol açabilmektedir.
Ağız Kuruluğunun Sebepleri:
- Biyolojik yaşlılık: Bu etkili bir faktördür, tek başına etkili değildir.
- Sistemik hastalıklar: Romatizmal hastalıklar(Sjogren's sendromu), Bağışklık sistemi hasarı (AIDS), Hormonal bozukluklar (Şeker hatalığı), Nörolojik bozukluklar (Parkinson)
- Çiğneme kabiliyetinin azalması: Eğer beslenmealışkanlıklarınızda sıvı ve yumuşak gıdalar ağırlıktaysa çiğneme fonksiyonu azalır.
- Tükürük bezlerinin cerrahi olarak çıkarılması
- Radyoterapi (Radyasyon tükürük bezlerinde kalıcı hasar yapar.
- İlaçlar (400'ün üstünde ilaç türü ağız kuruluğu yapar: deconjestanlar, diüretikler, tansiyon ilaçları,antidepresanlar, antihistaminikler,...)
- kafein ve alkol tüketimi
yukarı
Ağız Kuruluğunun Belirtileri:
- dilde yanma hissi
- özellikle kuru yiyecekler için yeme zorluğu
- konuşma zorluğu
- sık susama
- protez kullanmada zorluk
- dudaklarda çatlaklar ve kuruluk
- tat bozukluğu
- kötü ağız kokusu
Ağız kuruluğu nelere yol açar?
- tükürüğün az olması ciddi problemleri de beraberinde getirebilir.
- bakteri plağı ve yiyecek artıkları kolayca birikir. bu, dişeti hastalıkları ve çürüğü hızlandırır. tükürüğün kendi başına yıkama-temizleme mekanizması diş yüzeylerini temiz tutmaya yardımcıdır.
- tükürük çürükleri önler, diş yüzeyini temizler ve asitleri nötralize eder. böylece çürük önlenir.
Ağız kuruluğu nasıl kontrol altına alınır? nasıl tedavi edilir?
- sık sık yudum yudum su içilmeli. gece yatarken yanında sıvı içecek, su bulundurulmalı
- şekersiz sakız çiğnenmeli
- sigara,alkol,şekerli yiyeceklerden uzak durulmalı
- yaşanılan mekanın nemi ayarlanmalı
- gerekirse eczanelerden temin edilebilen yapay tükürük tabletleri kullanılmalı
- bakteri plağı kontrol altına alınmalı
- floridli diş macunu, jel, gargara kullanılmalı
- C vitamini kullanılmalı
- bileşiminde alkol ve sodyum lauryl sülfat bulunan ağız ve diş bakım ürünlerini kullanmamalı.
Ağız kuruluğuna sebep olan ilaçlar ve hastalıklar:
Ağız Kuruluğuna Ve Oral Komplikasyonlara Sebep Olan Başlıca İlaçlar;
Claritin Lipidor Prilosec
Hydrocodone/APAP Preacid Zoloft
Celebrex Norvasc Premarin
Ağız Kuruluğuna Sebep Olan Başlıca Hastalıklar;
Astım Kemik İliği Transplantasyonu
Ağızdan Nefes Alanlar Nörolojik Rahatsızlıklar
Diyabet Sjogren Sendromu
Böbrek Yetmezliği Radyoterapi
Hipertansiyon Sistemik Lupus Eritematosus
Kemoterapi Tiroid Bozukluğu
Ağız vücudumuza hastalıkların giriş yollarında bir tanesidir. Tükürüğün antibakteriyel ve fizyolojik aktivitesinden dolayı birçok hastalık engellenmekte hem de ağız ve diş bakımı sağlanmaktadır. Ayrıca tükürük ağız içinin nemli kalmasını ve pH dengesinin ayarlanmasında etkilidir. Tükürük az salgılandığında en zayıf mikropların bile üreyeceği ortam hazırlanmış olur. Böylece kısa sürede dişlerin kaybına sebep olmakta ve genel sağlığımızda problemler ortaya çıkabilmektedir. Bu tür problemleri giderebilmek için özel bir bakım uygulanmalıdır.
Ağız içi Hijyen Nasıl Sağlanır?
Kuru ağız yapısına sahipseniz günlük ağız bakımı için içerisinde sodyum laurel sulfate (SLS) içermeyen diş macunlarını tercih edin. Her öğünden sonra dişleri, dişetlerini ve dil üzerini ekstra yumuşakdiş fırçasıyla temizleyin. Ağızın normal florasına zarar vermeyecek, ferahlık sağlayan ve alkol içermeyen ağız yıkama solusyonlarından kullanın. Eğer diş fırçanız yeterli yumuşaklıkta değil ise kullanmadan önce sıcak suda ıslatın. Sert şekerlemelerden ve karbonatlı soda içmekten sakının. Uzun süre ağız içini nemlendirebilen jellerden kullanın. Takma dişlerinizi takmadan önce tahrişi engellemek ve daha rahat kullanım için nemlendirici jel kullanın. Size uygun olan ürün için mutlaka diş hekiminizebaşvurun.
AĞIZ KANSERLERİ
Ağız kanserlerinin sıklığı ve ciddiyeti
Ağız kanserlerinin çoğunluğu 45 yaşın üzerinde ortaya çıkar ve erkeklerde oluşma olasılığı kadınlara oranla 2 kat fazladır.
Ağız kanserlerinin oluştuğu bölgeler sıklıkla; dil, ağız tabanı, dil köküne yakın yumuşak damak alanları, dudaklar ve dişetleridir. Ağız kanserleri erken dönemde teşhis edilerek tedavi sağlanmazsa yayılarak sürekli ağrı, fonksiyon kaybı, tedavi sonrası düzeltilmesi mümkün olmayan yüz ve ağız deformiteleri, hatta ölümlere neden olabilir. Dişhekimine düzenli aralıklarla gidilmesi ağız kanserlerinin erken dönemde yakalanması açısından da önemlidir.
Ağız kanserlerinin nedenleri nelerdir?
Ağız kanserlerinin kesin nedeni tam olarak bilinmez. Bununla beraber, tütün ürünleri, alkol ve bazı besinlerdeki karsinojen maddeler ve fazla güneş ışığına maruz kalınması gibi faktörlerin ağız kanseri riskini arttırdığı bulunmuştur. Genetik yatkınlık ta ağız kanserleri için risk faktörleri arasındadır.
Ağız kanserlerinin muhtemel belirtileri
Ağız içinde veya etrafında beyaz veya kırmızı renkli alanlar Ağız içinde hassas, tahriş olmuş, kabarık veya kalınlaşmış alanların olması Ağızda veya boğazda tekrarlayan kanamalar Seste boğukluk veya boğazda yutulamayan cisim hissi Çiğneme ve yutma güçlüğü Dil ve çene hareketlerinde zorlanma Dil veya ağzın diğer bölgelerinde his kaybı, uyuşukluk Alt veya üst çenede meydana gelen şişlikler ve bunun sonucu mevcut protez uyumunun bozulması Ağız kanseri lezyonları başlangıç döneminde ağrısızdır, kanser ilerleyerek sağlıklı ağız dokularında harabiyet oluşturdukça ağrı şikayeti de başlar. Kişinin kendinin ağız kanserini fark etmesi güç olabilir. Bu nedenle düzenli dişhekimine gidilmesi son derece önemlidir.
Ağız kanseri riskinin azaltılması için:
Sigara, pipo gibi tütün ürünlerinin kullanmayınız, tütün çiğnemeyiniz.
Alkol kullanıyorsanız, aşırıya kaçmayınız.
Hem alkol hem de tütün ürünlerini kullanan kişilerde ağız kanseri riski alkol ve tütün ürünlerini kullanmayan kişilere göre 15 kat artmıştır.
Meyve ve sebzeden zengin diyetle besleniniz (araştırmalar bu tür diyetin ağız kanseri riskini azaltabileceğini ileri sürmektedir)
Düzenli olarak dişhekimine gitmeyi ihmal etmeyiniz.
Sigara ve tütün kullanımı ağız için oldukça zararlıdır. Bu zararları şöyle sıralayabiliriz:
- Dişlerin üzerinde katran artıkları veya koyu-kahverengi lekeler birikir.
- Damakta kırmızı renkli iltihabi oluşumlar gözlenir
- Dişeti hastalığına yatkınlık
- Kötü ağız kokusu
- Siyah kıllı dil görüntüsü
- Ağızda doku bozuklukları (oral lezyonlar)
- Dişeti çekilmesi
- Ağız kanseri
Tütünün en büyük zararlarından birisi ağız kanseridir. Genelde ağız kanserlerinin %75'inde sigara ve alkol alışkanlığı olduğu saptanmıştır. Kişi sigarayı bırakırsa ağız kanseri riski hemen ve önemli ölçüde azalır. Sigara bırakıldıktan 10 yıl sonra ağız kanseri olma riski, hiç sigara içmeyeninkine denk olur.
Ağız kanserinin tespiti
- ağızda ve boyunda ağrısız, alışılmadık şişlik, yumru ve şişlik oluşumu
- ağız içinde yer yer kırmızı ve beyaz alanlar
- Ağız veya boğazdan gelen tekrar eden kanamalar
- çiğneme- yutkunma zorluğu
Düzenli olarak diş kontrollerini yaptırmanız erken tanıda önemlidir. Anormal bir doku değişikliği varsa biopsi alınarak teşhise yollanır. Eğer ağız içinde anormal bir doku değişikliği varsa hemen hekiminize başvurmalısınız.
yukarı
Ağız kanserini nasıl tespit edersiniz?
Şu durumlarda yüksek risk altındasınız demektir:
- sigara ve tütün kullanımı
- aşırı alkol tüketimi
- sürekli güneş ışığına maruz kalma
- dudak ısırma, yanak çiğneme alışkanlığı
- kötü yapılmış protezler
Bazı erken işaretler:
- yüz, boyun ve ağızda 2 hafta içinde iyileşmeyen ağrılar, uyuşuk alanlar
- dudak, dişeti veya diğer ağız bölgelerinde oluşan şişlik, yumru veya kabarcıklar
- beyaz, kırmızı veya koyu renkli alanların oluşması
- ağız içinde tekrar eden kanamalar
7 KOLAY ADIMDA KANSER TESTİ:
- BAŞ-BOYUN aynada başınıza ve boynunuza bakın. Yüzün solu ve sağı aynı şekle sahip olmalıdır. Yüzünüzün sadece bir tarafında oluşan kabarcık ya da yumru oluşup oluşmadığını kontrol edin.
- YÜZ cildinizi kontrol edin. Renk, şekil değişikliği, yeni ben oluşumu ya da ağrılı alanlar var mı?
- BOYUN yan ve ön kenarları parmakla kontrol edin. Hassas bir alan hissediyor musunuz?
- DUDAK alt dudağınızı dışarı- aşağı çıkardığınızda herhangi bir renk değişikliği ya da ağrılı bir alan fark ediyor musunuz? Alt dudağınızı parmağınızla yoklayın, tekrar kontrol edin. aynı işlemi üst dudak için de tekrarlayın.
- YANAK yanakların iç kısmında beyaz, kırmızı, koyu renkli lekeler var mı? İşaret ve baş parmağınızla yoklayarak şişlik veya ağrılı bir alan olup olmadığını kontrol edebilirsiniz.
- DAMAK damağınızı görmeye çalışın. Şişlik, hassasiyet, renk değişikliği var mı?
- DİL dilinizi dışarı çıkarıp renk ve yüzey yapısını kontrol edin. Sağına, soluna, üstüne ve altına bakın.
|