Üzeyirin acuze kıssası:
Hafız Ebu'l Kasım îbn Asakir der ki: Üzeyir, Cerve'nin oğludur Sorik b Adya'nın oğlu olduğu da söylenir Adya, Direzna b Eyyub'un oğlu dur Direzna, Arî b Taki'nin oğludur Taki, Esbo b Fenhas'ın oğludur Fenhas, Azır b Harun'un oğludur; Harun da İmran'ın oğludur
Uzeyir'in, Seniha'nın oğlu olduğu da söylenir Bazı eserlerde nakle dildiğine göre mezarı Şam'dadır Ebu'l Kasım el-Beğavî, İbn Abbas'dan naklettiğine göre o şöyle demiştir: "Uzeyir'in satılıp satılmadığını bilmi yorum Onun peygamber olup olmadığını da bilmiyorum"
îshak b Bişr'in, îbn Abbas'dan rivayet ettiğine göre; Üzeyir, Buhtunnasr'ın henüz bir çocuk iken esir aldığı kimselerdendir Yaşı kırka vardığında Cenâb-ı Allah ona hikmet vermiştir Tevrat'ı onun kadar bi lip hifzeden bir kimse yoktur Adı peygamberlerin adıyla birlikte anılır dı Nihayet kader hususunda Rabbine sual tevcih ettiği zaman Cenâb-ı Allah, onun adını peygamberlerin listesinden silmiştir
Bu zayıf ve münker, aynı zamanda münkati bir rivayettir Doğrusu nu Allah bilir
İshak b Bişr'in, Rivayetine göre Abdullah b Selam şöyle demiştir: "Üzeyir, Cenâb-ı Allah'ın kendisini 100 sene öldürüp sonra yeniden di rilttiği kuldur"
İshak b Bişr, şöyle bir rivayette bulunmuştur: Üzeyir, hikmet sahi bi, salih bir kuldu, Âdeti üzere günün birinde yine çöle çıktı Dönüşünde bir harabeye uğradı Tam öğle vakti idi Sıcaklık ona epeyi tesir etmişti Eşeğinin üzerinde iken harabeye girdi, Eşeğinden indi Beraberindeki sepetlerden birinde incir, diğerinde de üzüm vardı Harabenin gölgesi ne oturdu Yanındaki bir çanağı çıkararak üzümü içine sıkmaya başla dı, Sonra kuru ekmek çıkararak üzüm suyunun içine doğradı ki yumu şatıp yesin Sonra sırt üstü uzanarak ayaklarını duvara dayadı, Ve evin tavanına bakarak içindekilerini gördü O evler, sütunları üzerinde hâlâ durmaktaydılar, Halbuki orada daha önce yaşamış olan sahipleri ölüp gitmişlerdi Kemiklerinin çürümüş olduğunu da gördü, Ve şöyle dedi: "Allah, bunu, böylece öldükten sonra nasıl diriltecek?" Cenâb-ı Allah'ın, ölümlerinden sonra dirilteceği hususunda şüphesi yoktu, ama bunu tuhaf bulduğu için böyle demişti Bunun üzerine Cenâb-ı Allah, ölüm meleğini göndererek ruhunu teslim aldı ve o vaziyette yüz sene ölü olarak bıraktı Bu yüz sene zarfında İsrailoğulları çeşitli hadiseler yaşa mışlardı Cenâb-ı Allah, bu arada Üzeyir'e bir melek gönderdi Melek onun kalbini yarattı ki kalbi bazı şeyleri düşünebilsin, iki gözünü de yarattı ki gözüyle etrafa bakabilsin, Ve Cenâb-ı Allah'ın ölüleri nasıl di rilttiğini düşünsün Bundan sonra Cenâb-ı Allah, onun gözleri önünde vücudunun parçalarını yeniden birarayâ getirdi Kemiğine et, kıl ve cilt geçirdi; Sonra da vücuduna ruh üfledi Bütün bunlar onun gözü önünde cereyan ediyordu, Ve bunların nasıl yapıldığını düşünüyordu Nihayet tastamam bir insan haline gelerek oturdu; Melek ona: Ne kadar bekle din? diye sordu O da: Bir gün ya da bir günün bir kısmı kadar bekledim, diye cevap verdi Çünkü o öğle vaktinde ölmüş, henüz güneş batmadan akşama yakın bir zamanda diriltilmişti Onun için böyle demişti Melekse ona şöyle karşılık vermişti: Hayır, bilakis sen 100 sene müddetle uykuda kaldın Bak yiyeceğine ve içeceğine; Yani kuru ekmeğinle üzüm suyuna bak, henüz oldukları gibi çanakta duruyorlar, Hiç bir değişikli ğe uğramamışlar İncir ve üzümleri de taptaze olup hiç bozulmamışlar dı Fakat o, meleğin kendisine söylediklerini kabullenemiyordu Melek ona: Söylediklerimi kabul edemiyorsun değil mi? Öyleyse eşeğine bak! dedi O da eşeğine baktı ki hayvanın kemikleri çürümüş ve ilikleri kuru muştu Melek, eşeğin iliklerine seslendi; onlar da, her taraftan toplana rak gelip meleğin emrine icabet ettiler Melek onları birleştirdi Üzeyir de meleğin yaptıklarını seyrediyordu Melek, eşeğin kemiklerine da mar ve sinirlerini yerleştirdi, sonra da etini giydirdi Etin üzerine deri ve kılları geçirdi Sonra da içine ruh üfledi, böylece eşek, başını kaldırarak ayağa kalktı Kulaklarını da anırarak semaya dikti Kıyametin kop tuğunu zannetmişti Ayet-i kerimede Cenâb-ı Allah şöyle buyuruyor: «Eşeğine bak, seni insanlar için (kudretimize bir işaret kılalım diye (bunları böyle yaptık) Kemiklerine bak, nasıl onları birbiri üstüne ko yuyor, sonra onlara et giydiriyoruz!» Yani eşeğinin kemiklerine bak da o kemiklerin nasıl bir araya geldiklerini gör Etsiz bir eşek iskeleti geldi ğini seyret Sonra o kemiklere nasıl et giydirdiğimizi de dikkatle temaşa et! «Bu işler ona açıkça belli olunca: "Biliyorum, Allah herşeye kadirdir dedi» Yani Cenâb-ı Allah'ın ölüleri diriltmeye ve diğer harika işleri yap maya muktedir olduğunu bilirim, dedi Sonra merkebine binerek eski mahallesine geldi İnsanlar onu tanımadılar O da gördüğü insanları ta nımadı Evini de tamyamıyordu Bir tahmine dayanarak yoluna devam etti ve evine geldi Orada kötürüm ve kör bir acuze ile karşılaştı Acuze nin yaşı 120'yi geçmişti O acuze, daha önceleri, kendi hizmetçileri idi Henüz yirmi yaşındaki genç bir kız iken, Üzeyir yanlarından ayrılıp git mişti Fakat Üzeyir'in şekil ve şemali onun aklında idi Yaşlanınca artık bunamıştı Üzeyir ona şöyle demişti: "Ey kadın, bu Üzeyir'in evi midir?" Kadın şöyle cevap verdi: "Evet, burası Üzeyir'in evidir" Böyle deyince ağlayarak sözünü şöyle sürdürdü: "Şu kadar zamandan beridir Üzeyir'den bahseden bir adam görmedim İnsanlar onu unutmuşlar dır!"
Üzeyir şöyle dedi: "İşte Üzeyir benim! Cenâb-ı Allah beni 100 sene den beri öldürmüştü Sonra yeniden diriltti!" Acuze şöyle dedi: "Sühhanallah! Üzeyir'i 100 seneden beridir kaybetmişiz Ondan bahseden biri ni görmedik Onun hakkında birşeylef duymadık!" Üzeyir şöyle dedi: "İşte Üzeyir benim!"
Acuze şu karşılığı verdi: "Üzeyir, duası kabul edilen bir adamdı Hastalar ve belaya uğrayan kimseler için dua ederdi, onlar da şifa ve afi yet bulurlardı Sen de seni görebilmem için Allah'a dua et de gözlerimi bana geri versin Eğer gerçekten Üzeyir isen seni tanırım"
Üzeyir, Rabbine dua edip kadının gözlerine elini sürdü Gözleri eski haline döndü Elini tutarak: "Allah'ın izni ile kalk bakalım" dedi Cenâb-ı Allah, kadının ayaklarını da iyileştirdi Sağlam vaziyette aya ğa kalktı Sanki bir bağdan kurtulmuş gibi idi Üzeyir'e baktı ve: "Senin Üzeyir olduğuna şahitlik ederim" dedi
Kalkıp İsrailoğullarının mahallesine gitti Onlar biraraya gelip top lantı düzenlemişlerdi Toplantıda Üzeyir'in 128 yaşındaki yaşlı bir oğlu ile yine yaşlı torunları vardı Kadın onlara seslenerek: "İşte Üzeyir size geldi!" dedi Kadını yalanladılar O da şöyle dedi: "Ben hizmetçiniz olan falan kadınım Üzeyir, Rabbine dua etti Rabbi de gözlerimi bana tekrar iade etti Ayaklarımı iyileştirdi İfadesine göre Cenâb-ı Allah, Üzeyir'i 100 sene müddetle öldürmüş, sonra yeniden diriltmiş" Böyle deyince toplantıdaki insanlar kalkıp Üzeyir'e doğru gittiler, ona baktılar, oğlu kendisine dedi ki: "Benim babamın iki omuzu arasında siyah bir ben vardı" Böyle diyerek omuzlarını açtı baktı ki Üzeyir'in ta kendisi!
İsrailoğulları dediler ki: "Bize anlatıldığına göre içimizde Üzeyir' den başka Tevrat'ı ezberlemiş bir kimse yoktur Buhtunnasr'da Tevrat'ı yakmıştır Adamlarımızın hafızasında kalan az bir kısmı dışında Tev rat'tan elimizde birşey kalmamıştır Sen, Tevrat'ı bize yeniden yaz"
Üzeyir'in babası Seruha, Tevrat'ı Buhtunnasr'ın zamanında, Üzeyir'den başkasının tanımadığı bir yere gömmüştü Onları, Tevrat'ın gömülü olduğu yere götürdü Yeri kazıp Tevrat'ı çıkardı Sayfaları ko kuşmuş ve çürümüştü
Üzeyir, bir ağacın gölgesi altına oturdu İsrailoğulları da etrafında halkalanıp oturdular Tevrat'ı onlar için, yeniden yazmaya başladı Gökten iki kor inip Üzeyir'in karnına girdi O da Tevrat'ı hatırladı Ve yeniden yazdı Bu nedenle Yahudiler dediler ki: "Üzeyir, Allah'ın oğlu dur" Çünkü gökten iki kor inerek karnına girmiş, o da Tevrat'ı, İsrailoğulları için yeniden yazmış, onların idaresini üstlenmişti Sevad mıntıkasında, Hazkil manastırında Tevrat'ı yazdı Sayrabad adı veri len o kasabada vefat etti [Tefsir-i Taberî, III, 24-27] |