Kuran'da acur:
Kur'ân-ı Kerîm'de acurdan şöyle bahsedilmektedir:
“Hani siz demiştiniz ki, Ey Mûsâ, biz bir yemeğe dayanamayacağız, bizim için Rabbine duâ et de bize yerin bitirdiği sebzesinden, « acur» undan, sarımsağından, mercimeğinden, soğanından çıkarsın…” (Bakara, 61) .
Kimi eserlerde âyette geçen “kıssâ” kelimesi, «salatalık» veya «kabak» olarak alınmakla birlikte, biz bunu «acur» kabul ederek onun hakkında bilgi vermeye çalışacağız. Nitekim ilerleyen maddelerde salatalık ve kabak da ayrı birer madde olarak alınmıştır. Hadîs-i şerîflerde acur ile ilgili rivâyetler şöyledir:
Abdullah b. Câfer -radıyallâhu anh-:
“Peygamber -sallâllâhu aleyhi ve sellem- acuru yaş hurma ile beraber yerdi.” buyurmuştur. Başka bir rivayette de:
“Peygamberimiz -sallâllâhu aleyhi ve sellem-, hıyar ve acuru bal ile beraber yerdi.” buyrulmuştur.
Hazret-i Âişe -radıyallâhu anha- da acurun yaş hurmayla yenmesinin kilo aldırdığını (besleyici olduğunu) ifade etmişlerdir.
Acurun latince adı, Cucumis Anguria'dır. Kabakgillerden olup salatalığa benzer bir sebzedir. Özellikle yazın yetişir ve salatalıktan biraz uzunca, daha açık renktedir. En iyisi olgun ve taze olanıdır. Midenin harâretini teskin eder ve susuzluğu giderir. Mesâne ağrılarına iyi geldiği gibi, tohumu idrarı söktürür. Kokusu baygınlığa faydalıdır. Yaprağı ile sargı yapıldığı zaman köpek ısırmasına karşı tedâvî edicidir. Mide öz suyu için iyi değildir. Fakat hurma, kuru üzüm, bal veya zencefil ile birlikte yenildiği zaman yan etkisini giderir.
|